HÜSEYİN KÜÇÜK
  İBADETLER(Temizlik)
 

 Abdest
1 - Soru: Öğlenci ve sabahçı olduğumuz zaman, devamlı şekilde abdestlerimizi iş yerinde alıyoruz. Yalnız ayak yıkama yeri, yüzümüzü yıkayacağımız yere 9-10 metre uzak. Tabii içimizde Hıristiyanlar da olduğu için, "Burası ayak yıkama yeri değil" diyorlar. Elimizi, yüzümüzü ve kollanmızı yıkayıp, ayaklarımızı da bundan 10-15 metre uzaklıktaki bir yerde yıkıyoruz. Bu abdestle de namaz kılıyoruz. Caiz mi, değil mi? 
Cevap: Abdest uzuvlarının birbiri peşine yıkanması, Hanefi mezhebine göre sünnettir. Bu sebeple yüzünüzü yıkadığınız yerden 15 metre ilerdeki çeşmeden ayağınızı yıkayarak aldığınız abdestle namaz kılmak caizdir.
2 - Soru: Abdest alırken başımızın dörtte birini mesh manasını nereden anlıyoruz?
Cevap: Abdestin farziyyeti ile ilgili sure-i Maide'nin 6. ayeti, başı meshetmeyi farz kılmıştır. Farz kılınan miktar hususunda müctehidlerin içtihadı ve ihtilafı bulunmaktadır. İmam Ebu Hanife'nin içtihadı dörtte bir miktarın meshedilmesidir. Muğire b. Şube'nin rivayet ettiği bir Hadis-i Şerif buna mesned olmaktadır. Bu sahabi diyor ki: "Peygamber (sav) bir kavmin süprüntülğüne geldi de küçük abdest bozdu, sonra abdest aldı, başının nasiyesine ve mestleri üzerine mesh etti." Nasiye, alın tarafına doğru uzayan saçların bulunduğu başın tepe kısmıdır. Bu ictihadda bulunan ilim erbabı ve müctehidler, "Bi rüusiküm"deki banın teb'iz için olduğu görüşündedir.
3 - Soru: Namaz kılmasak bile gerektiği zaman namaz abdesti almak, beyhude bir hareket midir? Dinen açıklamasını yapar mısınız?
Cevap: Abdest, namaz, tavaf ve Kur'an-ı Kerim'e el sürmek için farz (şart) tır. Sair hallerde abdestli bulunmak bir fazilettir. Fakat namaz kılmayınca abdestten beklenen fayda tam olarak doğamaz. Her zaman abdestli bulunmanın hikmet ve faydalarından biri de "şeytanın o kimseye namazı bıraktırmaktan ümit kesmesidir." Bir kimse namaz kılmayınca şeytanın ümitlenmesine imkan vermiş ve Cenab-ı Hakk'ın rızasını kazanamamış olur. Namaz kılmadığı halde abdestli bulunmak, devamlı çorap giyip de pantolonsuz gezmeye benzer. Dünyada ahirete giden yolun üzerinde birçok haramiler var. Olmaya ki onlara kapılasınız. Olmaya ki onlara kapılanıp, İslami vazifelerden uzak kalasınız.
4 - Soru: Farz namazların dışındaki vakitlerde, hayrat suyundan alınan bir abdestle en az bir nafile namaz kılmak gerektiğini duyuyoruz. Bu hususta ne dersiniz?
Cevap: Bu tavsiye, yapıldığı zaman sevap olan, yapılmadığı zaman günah bulunmayan bir husus olmaktadır.
5 - Soru: Abdestsiz gezdiğim zaman huzur duyamıyorum ve işim rast gitmiyor. Bu sebeple, abdestli durmaya devam etsek ve fakat aldığımız abdestle nafile namaz kılmasak sorumlu olur muyuz?
Cevap: Bu abdestle nafile namaz kılamadığınız zaman sorumlu olmazsınız. Bir ayet de okusanız hakkını ödemiş olursunuz.
6 - Soru: Ben, abdest ve gusülde şüphelere düşüyorum. Yani, guslü yaptığım zaman "Acaba guslüm oldu mu?" diyor, abdest aldığımda da buna benzer şüpheler içimi kemiriyor. Ben, zaman geliyor da tekrar tekrar abdest alıyorum. Bana abdest ve gusülden tafsilatlı olarak bahseden bir kitap tavsiye eder misiniz? 
Cevap: Vehim şeytandandır. Onun şerrinden korunmak için Euzü okuyunuz. Allah(cc)'a sığınınız ve Ayetü'l-Kürsi'yi okuyunuz. Dikkatlice abdest aldıktan sonra gelen bu vesveseye asla kapılmayınız ve içinizden gelen sese "abdestim abdest, guslüm gusüldür. Kör olası şeytan, sen kahrından çatla" diye onunla alay etmek gerekir. Tavsiye edeceğimiz kitaplar, evhamı gidermek için değil, bu husustaki fıkhi ve dini bilgilerinizi genişletmeye yarar. Büyük İslam İlmihali (Ö.N. Bilmen'in) ve Nimetü'l-İslam'ı okuyunuz.
7 - Soru: Abdestin farz olan mahallerini yıkayıp geri kalan taraflarınınn terk edilmesi caiz midir?
Cevap: Asla böyle bir şey doğru ve caiz değildir. Onların faydası olmasaydı Peygamber Efendimiz (sav) terk ederdi. Sünnetlerin ihmali, bid'atların ihyasına ve çoğalmasına yol açar. Bundan dolayı, her zaman ve hele asrımızda sünnetleri ifada azami gayret göstermelidir.
8 - Soru: Abdest alırken ağıza su vermek sünnet olduğu halde gusulde farz olmaktadır. Bunun sebebini açıklar mısınız?
Cevap: Abdestle ilgili Ayet-i Kerimede yüzün yıkanılması emredilmiştir. Yüz, saçın bittiği yerden çene altına kadar ve iki kulak arasında yer alan kısmın dışıdır. Burayı yıkamakla farz yerine gelir. Gusulde ağız ve burunun içi, vücudun dış kısmından kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu sebeple ağız ve burun içinin yıkanılması gusulde farz, abdestte ise sünnettir.
9 - Soru: Suyu ile abedst alınan bir havuza para atmakta bir beis var mıdır? Bu havuzdan abdest almak caiz midir?
Cevap: Bu davranış bir israftır. Malı sokağa atmak gibidir ve ayrıca bid'attır. Fakat içine para atılmış olması, havuzun suyu ile abdest almaya engel olmaz.
10 - Soru: Tuvalette abdest almakta bir mahzur var mıdır?
Cevap: Başka bir yerde abdest almak imkanı bulunmadığı zaman helada da abdest alınabilir. Ancak, buralar temiz olmadığı için dualar okunamaz.
11 - Soru: Bir kimse, abdest alırken, abdest uzuvlarından birini unutuyor. Namazı kıldıktan sonra hatırlıyor. Yeniden abdest alıp namazı iade edecek mi?
Cevap: Evet, o uzvu da yıkayarak abdestini tekrar alması ve namazını tekrar kılması gerekir.
12 - Soru: Abdestin farzlarının dört olduğunu biliyoruz. Bazı kimseler bunun altı olduğunu iddia etmektedirler. Bunların iddiası dini esaslara uygun mudur?
Cevap: Evvela şunu belirteyim ki, bu, dine aykırı olmayıp, tafsilata ihtiyaç gösteren bir husus olmaktadır. Hanefi mezhebinde farz olarak kabul edilen şeyler, diğer mezheplerde de farzdır. Zira hakkında ayet bulunmaktadır. Bundan sonra, diğer üç mezhebin müctehidleri tarafından farz olduğuna hükmedilmiş şeyler de vardır. Şöyle ki: İmam Şafii, abdestin farzlarının altı olduğunu belirtmiş ve bizim bildiklerimizin üzerine "Niyyet" ile "Tertibe riayet'in farz olduğu ictihadında bulunmuştur. Niyyet, İmam Malik'e göre de farzdır. Ahmed bin Hanbel, tertibin farz olması hususunda İmam Şafii ile ictihad etmiş bulunmaktadır.
13 - Soru: Üzerinde ayet bulunan veya Allah (cc) adı bulunan bir parayı abdestsiz olarak almak nedir?
Cevap: Mekruhtur.
14 - Soru: Şia'nın abdestte ayaklarını mesh etmelerinin bir dayanağı var mıdır?
Cevap: Şia'nın hangi harekelinin sağlam bir dayanağı vardır ki, bunda mesned arayalım. Ehl-i sünnete muhalif kalmayı şiar edindikleri için her hususta muhalefeti şuur haline getirmişlerdir.
Şia, Maide suresinin altıncı ayetini "ve ercüliküm" şeklinde mecrur olarak okuyan kıraat imamlarının okuyuşundan hareketle kendisine ahkam çıkarmaktadır. Böyle okunması halinde, "Vemsehü bi rüüsiküm" cümlesi üzerine atıf olmakta, başınızı mesh ediniz, cümlesinin üzerine atfedilen kelimeye de onun hükmünü yükleyip ayaklara meshedileceği hükmünü vermektedirler. Önce şunu belirtmek isteriz ki, kıraat imamlarının hepsi böyle okumakta değildir. Nafi, İbni Amir ve Kisai, Nasb ile "Ve ercüleküm" okumaktadırlar. Mecrur olarak okuması halinde mana yönünden değil, lafız yönünden mütabeate binaen olmaktadır. (Nimetü'l-İslam, Kitabü't-Taharet c. 66). Mecrur olarak okuma, "Cerri civari ve tenasüb-ü kelam içindir" Tefsir-i İbni Kesir, c. 2, s. 26) Mecrur okunduğu zaman meshin cevazı çıplak ayağa değil, ayakta mest varsa onun üzerine mesh etmekle kayıtlıdır. (Tefsir-i Kurtubi, c. 6, s. 93)
15 - Soru: Acaba Hz. Ali (ra) çıplak ayağının üzerine mesh etti mi?
Cevap: Bilakis Hz. Ali (ra), "Ayaklarınızı topuklara kadar yıkayınız" diye emir buyurmuştur. (Tefsir-i Kurtubi, c. 6, s. 93) Hz. Ali bir gün halkın arasında hüküm vermekte iken mübarek çocukları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'in abdest ayetinin ayaklarla ilgili cümlelerini mecrur olarak "Ve ercüliküm" ibaresiyle "Ve ercüleküm" okumuş ve şöyle devam etmiş ve "Kelamdan" (varid olanın) önü de sonu da budur" demiştir. Ashabın ulemasından bulunan Abdullah bin Mes'ud ve Abdullah bin Abbas (ra) da, "Ve ercüleküm" okurlardı. (Tefsir-i Kurtubi, c. 6, s. 93)
Nezzal bin Sebre, Hz. Ali (ra)'den naklederek demiştir ki: Ali (ra) öğle namazını kıldırdıktan sonra, Küfe meydanında halkın arasına oturmuştu. İkindi vaktine kadar orada kaldı. İkindi olunca bir su küpünün yanınaa vardı. Bir avuç dolusu su alıp onu yüzüne, ellerine, başına ve iki ayağına sürdü, sonra ayağa kalkıp onun artanını ayakta olduğu halde içti, sonra, "Halktan bazı kimseler, ayakta su içmeyi kerih görüyorlar. Resulullah (sav), benim yaptığımı muhakkak yapmıştır" dedi ve şöyle devam etti: "Bu, abdestini bozmayanın abdestidir" dedi.
Hazret-i Ali'ye (ra) nisbet edilen ve ayaklar üzerine meshetmekle ilgili bunun dışında bir beyan yoktur. Abdesti olanın eline, yüzüne, başına ve ayaklarına su sürmesi, serinlemek için olmaktadır. (Tefsir-i İbni Kesir, c. 2, s. 26)
İbni Arabi demiştir ki: "Ulema, ayağı yıkamanın vacip olduğu üzerinde ittifak etmiştir. Taberi'den başka bunu reddedeni bilmiyorum." (Tefsir-i Kurtubi, c. 6, s. 91) Bu kelimeyi mecrud olarak "Ve ercüliküm" okuyanlardan bir kısmı "Ayakları mesihten murat, yıkamaktır" demişlerdir. Sahih olan da budur. Zira mesh kelimesi, sıvazlamak ile yıkamak arasında müşterek bulunmaktadır. Bazen yıkamada bazen de meshetmekte kullanıldığı olmuştur. (Tefsir-i Kurtubi, c. 6, s. 92)
Peygamber Efendimiz abdestlerinde ayaklarını yıkamış ve "Bu bir abdesttir ki, Allah bundan başkasını kabul etmez" buyurmuştur. (Tefsir-i İbni Ke-sir, c. 2, s. 26; Nimetü'l-İslam; Kitabü't-Taharet, s. 66)
Abdullah bin Zübeyr'e (ra), Peygamber Efendimiz(sav)'in nasıl abdest aldığı sorulmuş idi. Bir kap su istedi ve onlara göstermek için Peygamber Efendimiz'in aldığı şekilde abdest aldı: Önce üç defa ellerini yıkadı, sonra üç defa mazmaza ve istinşak yaptı, sonra da üç defa yüzünü yıkadı, sonra dirsekleriyle birlikte üç defa kollarını yıkadı, sonra başını meshetti de ellerini bir defa öne, bir defa da geriye götürdü, sonra topuklarına kadar iki ayağını yıkadı. (Tefsir-i Kurtubi, c. 6, s. 96)
Şayet ayakta farz olan, mesih olsaydı veya mesih caiz bulunsaydı, yıkamayı terk etmek üzerine vaid (korkutucu beyan) vaki olmazdı. Zira meshetmek ayağın her tarafını kaplamak değil, ancak mestin üzerine olduğu gibi, bazı yerlere elin temas etmesidir. (Tefsir-i İbni Kesir, c. 2, s. 27)
Bir de Peygamber'in (sav) Buhari ve Müslim'de Abdullah bin Amr ile Ebu Hüreyre'den (ra) rivayet edilen hadis-i şeriflerinde "Abdestinizi ikmal ediniz. (Kuru kalan) ökçelerin vay ateşten haline" buyurmaktadır. Aynı metinle bir hadis-i şerifi Müslim, Hz. Aişe'den (ra) rivayet etmiştir. (Tefsir-i İbni Kesir, c. 2, s. 26) Peygamber (sav), abdest alan bir adamın ayağının üzerinde tırnak kadar bir yerin kuru kaldığını görmüş ve "Kuru kalmış ökçelerin vay haline" buyurmuştu. Hz. Enes (ra) nakletmektedir: Peygamber'e (sav) bir adam gelmiş, orada iken abdest almış ve ayağının üzerinde tırnak kadar bir yeri kuru kalmıştı. Bunu gören Peygamber (sav), "Dön de abdestini güzel al" buyurdu. (Tefsir-i îbni Kesir, c. 2, s. 27) Bu hususta daha fazla bilgi için gerek tefsir gerekse fıkıh kitaplarının geniş bilgi ihtiva edenlerim gözden geçirmeleri tavsiye olunur.
16 - Soru: Mesh ne demektir? Ve başın mesihteki mahalli neresidir?
Cevap: Mesh, başka tarafta kullanılmamış bir yaşlığı bir yere değdirmekten ibarettir. Başın, kulağın üst tarafında kalan yerin dörtte birini mesh farz olmaktadır.
17 - Soru: Kişi, abdest aldıktan sonra bazı yerlerin kuru kaldığına dair şek etse ne yapar?
Cevap: Kuru kaldığına dair kesin bilgisi yoksa şekke itibar yoktur.
18 - Soru: Gözler, yüz üzerindeki birer uzuv olduğu halde neden gözlerin içini yıkamıyoruz?
Cevap: Gözlerin içini yıkamak zarar vereceği için abdestte ve gusülde yıkanması caiz değildir.
19 - Soru: Abdest aldıktan sonra başını tıraş ettiren kimsenin yeniden başını mesh etmesi gerekir mi?
Cevap: Mesh etmesi lazım gelmez. Zira, saçlar kesilmekle hades (abdest bozulması) vaki olmuş değildir. İkincisi, başı mesh etme farzı sakıt olmuştur. Düşmüş olan bir mükellefiyet geri gelmez.
20 - Soru: Abdest veya gusülden sonra tırnak kesen kimsenin orayı tekrar yıkaması gerekir mi?
Cevap: Gerekmez. Sadece orayı yıkamak müstehab olur.
21 - Soru: Bir insan abdest almış, daha sonra kolunda bir kuru yer kaldığını görmüş olsa ve eliyle o kuruluğu gidermiş olsa, acaba bu abdest tamam olur mu?
Cevap: Abdestte her uzuv müstakil bir uzuv olarak kabul edilmektedir. Koldaki kuru yer, aynı koldaki yaşlılıkla giderilebilir. Böyle yaparak abdestini tamamlamış olur.
22 - Soru: Taharet-i suğra ne demektir?
Cevap: Abdestsizlik halini gidermek, yani abdest almak demektir.
23 - Soru: İştiyak ne demektir?
Cevap: Misvak kullanmak demektir.
23 - Soru: Teşvis ne demektir?
Cevap: Misvake bedel olarak dişleri parmakla temizlemek demektir.
24 - Soru: Teslis ne manasına gelmektedir?
Cevap: Bir fi'li üçlemek, üç defa yıkamak manasına gelmektedir.
25 - Soru: Tahlil ne demektir?
Cevap: (Parmaklarını) aralamak, parmak aralarını temizlemek demektir.






Abdestin Bozulması
1 - Soru: Minberde hutbe okurken veya hutbeyi okuduktan sonra ve cuma namazının farzını kılmadan önce hatibin abdesti bozulsa, cemaat arasında namaz kıldıracak kimse de bulunmasa, ne yapması gerekir?
Cevap: Hatibin hutbe okurken taharet üzere bulunması farz değil sünnettir. (Feteva-i Hindiyye c. l, s. 155) Bu itibarla hutbe irad ederken hatibin abdestinin bozulması hutbeyi ifsat etmez. Böyle bir halin vukuunda kısaca hutbeyi tamamlayıp, hutbe okunurken hazır bulunan cemaat arasından ehil bir kimseyi namaza geçirir. (Feteva-i Hindiye c. l, s. 156) Namaz kıldıracak kimse bulunmazsa abdest alıp gelir ve namazı kıldırır. Hutbe namaz değildir. Namazın bir parçası da değildir. Bu sebeple hutbe arasında abdestin bozulması hutbeyi bozmaz. Kerahetle eda edilmiş olur. (Nimetü'l-İslam: Kitabüssalat s. 539)
2 - Soru: Abdestli bir kimse, uyumamak şartı ile, uzansa veya yan gelip yatsa abdesti bozulur mu?
Cevap: Uyumazsa, sadece uzanması abdesti bozmaz.
3 - soru: Televizyon seyretmek abdesti bozar mı? Abdestli iken kendi nikahlısını öpen bir kişinin abdesti bozulur mu?
Cevap: Abdestin bozulması, ancak vücuttan kan, sarı su, meni ve benzeri bir şey çıkmasıyla olur. Böyle bir yaşlık çıkmamış ise abdest bozulmaz. Fakat televizyondaki çirkin sahnelerin ve belden aşağıya hitap eden filmlerin göz zinasına sebep olması yüzünden abdest değil, ahlak bozulur.
4 - Soru: Abdestli iken iğne yaptıran bir adamın abdesti bozulur mu?
Cevap: İğne damardan yapılacak olursa enjektöre kan çıkınca bozulur. Zira kan, iğnenin girdiği deliğin ağzından dışarı çıkmış olmaktadır. Tekrar içeriye iadesi ise hükmü değiştirmez. Adale veya deri altına vurulduğu zaman hiç kan çıkmaz ise abdest bozulmaz.
5 - Soru: Abdestini almış bulunan bir kimse, daha sonra ağızdaki takma dişini çıkarıp tekrar yerine taksa abdesti bozulur mu?
Cevap: Bozulmaz. Çünkü böyle bir davranış, abdesti bozan sebepler arasında yoktur. Takma dişleri ayağa giyilen mestle kıyaslamak yanlıştır.
6 - Soru: Tac tercümesinin c. l, s. 157'de, 211 ve 212. hadislerde anlayamadığımız bir hususu sormak istiyoruz. 211. hadiste "Deve eti abdesti bozar" diyor. Bu hususta ne dersiniz?
Cevap: Bu, İmam Ahmed b.Hanbel'in mezhebine göre olmaktadır. Hanefi mezhebinde deve eti yemek, abdesti bozan sebepler arasında sayılmış değildir. Ancak, mezhep ihtilafından kurtulmak için, deve eti yedikten sonra abdest almak müstehabtır. (Nuru'l-İzah, Aksam-ı Vudü bahsi)
7 - Soru: 212. hadiste, "Ateşte pişirilmiş bir şeyin yenilmesi abdesti bozar" deniliyor. Bir açıklama da yapılmamış. Bu hususta ne dersiniz?
Cevap: Ulemadan bazıları bu hadis-i şerife dayanarak, ateşte pişmiş bir şeyi yedikten sonra abdest alınmasına hükmetmişlerse de dört mezhebin imamları böyle bir ictihadda bulunmamışlardır. Bahsi geçen eserin 213 ve 214. hadisleri bunun aksini, yani Resul-i Ekrem(sav)'in pişmiş et yedikten sonra abdest almadığını ifade etmektedirler.
Ebu Davud'da (ra) Hz. Cabir'den (ra) naklen deniliyor ki: "Resulullah'tan (sav) sadır olan iki şeyden sonuncusu, ateşin (pişirerek) tağyir ettiği bir şeyi yedikten sonra abdesti terketmiş olmasıdır" buyurulmaktadır.
8 - Soru: Bir anne, abdestli iken evladını emzirse abdesti bozulur mu?
Cevap: Bozulmaz. Zira süt, necis bir mayi olmadığı için onun çıkması abdesti bozan sebep değildir.
9 - Soru: Kumar kağıtlarını ele almak abdesti bozar mı?
Cevap: Abdesti bozmasa da ahlakı bozar.
10 - Soru: Vücudun bir tarafının çizilmesiyle veya bir yaranın başının kopması neticesinde çıkan beyaz su, mahallinden çıkıp başka bir mahalle tecavüz etse abdest bozulur mu? O beyaz suyun değdiği yeri yıkamak lazım gelir mi?
Cevap: Sahih görülen kavle göre, vücuttan çıkan beyaz su da kan hükmündedir. Bu sebeple, abdest bozulur. Kan hükmünde bulunduğuna göre, bulaştığı yeri de yıkamak gerekir. (Büyük İslam İlmihali'nin ikinci kitabinin 167. maddesinin 3. bölümünü dikkatle okumanızı tavsiye ederiz.)
11 - Soru: Abdestli olan kimsenin çekildiği zaman düşecek olduğu bir şeye dayanarak uyumasına Kuduri kitabında "abdesti bozulur" deniliyor. Nuru'l-İzah kitabında ise bozmayacağı belirtiliyor. Hangisiyle amel etmek gerekir?
Cevap: Bu farkı yakaladığınız için önce sizi tebrik etmeliyim. Daha sonra cevaba geçmek isterim:
Kuduri'nin ibaresi: "Bir şeye dayanarak uyumak, eğer dayandığı şey çekiliverdiği takdirde uyuyan kimse düşecek durumda ise abdest bozulur."
Nuru'l-İzah'ın ibaresi: "Avret mahalli yerde mekan tutmuş halde iken uyumak, uyuyan kimse, bir şeye dayanmış olsa ve dayandığı şeyin çekilip alınması takdirinde düşecek vaziyette bulunsa bile abdest yine bozulmaz."
Bahsi geçen iki kitabın beyanında izaha muhtaç taraf varsa da uyuşmazlık ve çelişme yoktur. Kuduri abdesti bozan sebepler arasına, bir şeye dayanarak uyumayı almış ve bu uyumanın abdesti bozacak dereceye gelmesini şart ve kayda bağlamıştır. Bu kaydı, "Dayandığı şey alınacak olsa düşer durumda olmak" ifadesi ile açıklamıştır.
Nuru'l-İzah ise: "Avret mahalli, yere yerleşmiş durumda iken uyumayı" abdesti bozmayan şeyler arasında mütalaa etmiştir. Avret mahalli yere dayalı olunca, hava kaçma ihtimali olmadığından, abdest bozulmaz. Dayandığı şeyin alındığı farzedildiğinde düşecek durumda olsa dahi yine abdest bozulmaz, demiştir. Meseleye iki ayrı noktadan bakan kitapların ibare ve ifadesi arasında, dikkatle bakıldığı zaman, tenakuz bulunmamaktadır.
12 - Soru: Uykunun abdesti bozan sebepler arasında yer almasının hikmetini açıklar mısınız?
Cevap: Uyku, haddizatında abdesti bozan bir şey değildir. Ancak uyuyan bir kimse, uyku halinde iken, asabına hakim olamaz. Bu sebeple, kontrol dışına çıkan asap gevşer ve dışarıya hava kaçması ihtimali olur. Bu ihtimal dikkate alınarak, makadı açıkta olarak uyuklayan kimsenin abdestinin bozulacağına; makadının üzerine oturarak uyuyan kimsenin abdestine zarar gelmeyeceğine hükmedilmiştir.
13 - Soru: Fıkıh kitaplarında, abdesti bozan sebeplerin arasında "ağlamak" geçmiyor. Acaba ağlamakla abdest bozulur mu?
Cevap: Ağlamak abdesti bozmaz. Ancak gözdeki bir hastalıktan dolayı yaranın akıntısı çıkıyor ise, o abdesti bozar.
14 - Soru: Vücudun herhangi bir yerinden biraz kan çıktı ve fakat çıktığı mahallin dışına taşmadı. Yerinde duran kanın üzerine bir sinek kondu ve uçtu. Bunun ile abdest bozulur mu?
Cevap: Kan, çıktığı yerin etrafına taşmadıkça abdest bozulmaz.
15 - Soru: Yaradan çıkıp da kuruyan kan veya sarı su, daha sonra düşse abdest bozulur mu?
Cevap: Bozulmaz. Bu, aynı bir deri parçasının kan çıkmaksızın kopup düşmesi gibidir.
16 - Soru: Abdest mahalli olmayan bir uzvumuzdaki yaranın üzerinde sargı olsa, biz abdest aldıktan sonra sargıyı çıkarıp tedavide bulunsak ve fakat yara kapanmasa abdest bozulur mu?
Cevap: Bozulmaz.
17 - Soru: Abdest alırken boğaza su kaçsa oruç bozulur mu? Bozulursa keffareti icap eder mi?
Cevap: Hata yolu ile olan bu oruç bozulmasında sadece kaza lazım gelir. (Büyük İslam İlmihali, Oruçla ilgili bölüm, madde: 104)
18 - Soru: Ekseriyetle ayak parmaklarının arasında görülen ve mayasıl diye isimlendirilen yaşlık ile abdest bozulur mu?
Cevap: Bozulmaz.
19 - Soru: Namaz kıldırmakta bulunan bir imamın, elinde olmayan bir sebeple abdesti bozulmuş olsa ve fakat telaşından cemaat içinden birini yerine geçirmiş olmasa ona uymuş bulunan cemaat ne yapar?
Cevap: Cemaatin, içinden birini mihraba geçirmesi veya içlerinden birinin kendiliğinden mihraba geçivermesi ve namazın geri kalanını tamamlaması caizdir. Yalnız bu iş, abdesti bozulan imam camiden çıkmadan önce olacaktır. Şayet bu kimse imamın yerine geçmeden önce, imam camiden çıkmış olursa, abdesti bozulan birinci imamdan başkasının namazları fasid olur.
20 - Soru: Bir imamın, yerine başkasını geçirmesi, sadece abdestin bozulması sebebiyle mi olmaktadır, başkaca bir mazeretten dolayı da başkasını yerine istihlaf etmesi caiz olur mu?
Cevap: Abdest bozulmasından başka bir mazeret ile de olabilir. Şöyle ki, İmam müthiş bir korku veya bir arızadan dolayı farz olan miktar kadar okumadan önce tutulup kalsa, yerine başkasına geçirebilir. (Nimetü'l-İslam, Namazla ilgili bölüm, s. 261)
21 - Soru: Bir kimse namaz kılarken abdesti bozulsa ne yapması gerekir?
Cevap: Abdestin bozulmasında iki hal tasavvur olunur. Kasten abdest bozma, elinde olmayan bir sebeple abdestin bozulması. Kasti olan abdest bozmada abdest alıp namazı yeni baştan kılmaktan başka bir çare yoktur. Hata yolu ile abdestin bozulmasında, hiç konuşmadan girip en yakın sudan abdest alır ve abdestin bozulduğu yerden namazı tamamlamaya başlar. Abdest, rükü veya secdede bozulmuş ise onu yeniden yaparak namazını tamamlar. Namazın bu şekilde tamamlanmasını caiz gören sahabeler Hz. Aişe, İbni Abbas, Ebu Bekir, Ömer, Ali, İbni Ömer, İbni Mes'ud ve Selman-ı Farisi (r.a.e) hazeratıdır. Bu husustaki müsaadenin dayanağı, "Kim kusar veya burnu kanar, yahut mezi gelirse, konuşmadığı müddetçe gitsin de abdest alsın ve (bıraktığı yerden) bina etsin" Hadis-i Şerifidir.
22 - Soru: Namaz içinde abdesti bozulan bir kimsenin, gidip abdest aldıktan sonra namazını tamamlamasının caiz olmasında bazı şartlar var mıdır? Varsa onlan açıklayınız?
Cevap: Bu hususta elbette bazı şartlar vardır. Onları şöyle sıralayabiliriz:
l - Abdesti bozan sebep, hades-i semavi cinsinden olmalıdır. Yani namaz kılan kimsenin irade ve ihtiyarı olmadan abdesti bozulmuş olmalıdır, elinde olmaksızın burnunun kanaması gibi. Birinin vurması veya bir canlının ısırması sebebiyle kan çıkması, kasten abdest bozma gibidir. Çünkü fi'lin oluşmasında kulun ihtiyarı bulunması sebebiyle "semavi hades" vasfından çıkmış olur. Hatta birisi damda yürürken aşağıda namaz kılan kimsenin başına taş düşüp kanamış olsa yine hades-i semavi sayılmaz. Çünkü taşın düşmesi ihtiyari değil ise, onun düşmesine sebep olan yürümekte irade ve ihtiyar mevcuttur.
2- Namaz kılanın vücudunda meydana gelmiş olmalıdır. Böyle olmayıp da hariçten namaza engel olabilecek bir pislik, namaz kılan kimsenin üzerine isabet etse onu temizleyip de namaza devam edemez. Bu durumda o kimsenin namazı fasid olur.
3- Abdesti bozan sebep, guslü gerektiren bir şey olmamalıdır. Bundan şu kast olunmaktadır: Namaz kılan uyuklayıp da uykusunda ihtilam olsa veya bir şeye bakmanın yahut nahoş şeyler düşünmenin neticesinde kendisinden meni boşanmış olsa; gusül yapıp da namazın geri kalanını tamamlayamaz. Yeni baştan kılması gerekir.
4- Abdesti bozan sebep, çok nadir vukubulan cinsten olmamalıdır. Bayılma gibi nadiren vukubulan bir şey ile abdest bozulacak olsa, abdesti alıp üzerine tamamlamak caiz değildir.
5- Namaz kılan o kimse, abdest bozulduktan sonra, bir rükün eda etmiş olmamalıdır. Mesela, kıyamda Kur'an-ı Kerim okumakta iken abdesti bozulan kimse, okumayı kesmeyip, abdest yenilemeye giderken Kur'an okumaktan; abdestin bozulması rüküda veya secdede iken vaki olsa, rüknü eda kastı ile başını kaldırmaktan çekinmektir. Bu kimsenin rükü ve secdeden başını kaldırması abdestini tamamlamaya gitme kastı ile olacaktır. Bunları yapan kimse, namazın rüknünü abdestsiz olarak ifa edince, namazını ifsad etmiş oduğundan, abdestinin bozulduğu yerden devam ederek namazını tamamlayamaz. Abdestini aldıktan sonra, namazı baştan kılması gerekir. Böyle bir hal kıyamda iken vaki olunca okumayı hemen kesip rükü veya secdede vaki olunca hemen namazdan çıkıp abdestini yeniler, o rüküu veya secdeyi sonra iade eder.
6- Yürüme halinde iken bir rükün eda etmiş olmamalıdır. Şöyle ki: Abdestini tazeleyip gelirken, namazının rüknü olan kıraeti eda etmek, namazı tamamlamaya mani bulunmaktadır.
7- Abdesti bozulmuş olan bu kimse, namaza aykırı bir iş yapmamalıdır. Elinde olmayan bir sebeple abdesti bozulduğu zaman, kasten abdestini bozmak, yemek, içmek ve konuşmak gibi namaza zıt bir şeyi yapmaktan çekinmelidir. Bunlardan birini yapan kimse, abdestini alarak namazının üzerini tamamlayamaz. Avret mahallinin açılması da namazı tamamlamaya mani olan hallerdendir. Bu sebeple abdesti bozulan bir kadın, bu hükümden faydalanamayacak ve abdest aldıktan sonra namazını baştan kılacaktır. Çünkü kadının kolunu açması ile namazı bozulmuş olur.
8- Zaruri olmayan bir işi yapmış olmamalıdır. Mesela, abdesti bozulan bir kimse, abdestini yenilemek için kendine yakın yerdeki suyu bırakıp da iki saflık bir mesafeden daha uzak bir yere gitmek gibi lüzumsuz iş yapmaktan çekinmelidir. Yakında su olduğunu bildiği halde, bildirilen mesafedeki uzak bir yere gidip abdest almak, namazını tamamlamaya mani hallerdendir. Eğer yakındaki suyu unutur veya su kuyu içinde olmakla onu çıkarmak ve kullanmak zahmetli bir iş olduğu için uzağa gitmiş olursa, bu, namazını tamamlamaya mani sayılmamıştır. Çünkü başka su varken kuyudan su çekmek, namazın tamamlanmasına engel olan işlerden sayılmıştır.
9- Abdestin bozulmasından sonra, özürsüz bir gecikme yapmamak. Bir kimsenin elinde olmayan bir sebeple abdestinin bozulmasından sonra, herhangi bir özrü yok iken eğlenip de abdest almaktan gecikmemelidir. Böyle bir eğlenme, namazın bir cüz'ünü abdestsiz iken eda etmek demek olacağından, abdestini tamamladıktan sonra üzerine bina etmeye engel olur. "Özürsüz olarak" kayd-i ihtirazisi, abdesti bozan sebebin -mesela burun kanamasının- kesilmemesi veya fazla izdiham gibi bir özürden dolayı vaki olan gecikmeyi dışarda bırakmış olduğundan, bahsi geçen özürler veya benzeri bir sebeple gecikmek, abdestini aldıktan sonra namazın geri kalanını tamamlamaya engel olmaz.
10- Abdest bozulmasından sonra, namaz kılanın daha önce abdestinin bozulmuş olduğu ortaya çıkmamalıdır. Mesela, abdesti bozulan bu kimsenin ayağındaki mestin müddetinin dolmuş olduğu anlaşılmış olsa, abdestini alıp da namazının geri kalanını tamamlayamaz. Sahibi özür bulunan bir kimse için namaz vaktinin çıkması veya teyemmüm ile namaz kılmakta iken abdesti bozulmuş bulunan bu kimsenin su bulmuş olması da namazı tamamlamaya engel olan hallerdendir.
11 - Namaz kılan kimse, sahibi tertip ise üzerinde geçmiş bir namazın bulunduğunu hatırlamamalıdır. Böyle bir kimse, geçmiş kaza namazlarının olduğunu hatırlayacak olsa abdestini alıp namazının üzerine devam ederek tamamlama yoluna gidemez.
12- İmama uymuş bulunan bir kimse, elinde olmayan bir sebeple abdesti bozulunca, abdestini yenilediğinde, arada bir engel varsa, namaz kıldığı yere dönüp orada imama uyması gerekir. Eğer namaz kıldığı yere dönmeyerek, bulunduğu yerden iktidasına engel olan kadın saffı gibi bir mani bulunduğu halde imama uyarsa namazı fasid olur. Çünkü iktida kendisine vacip iken bunu sahih olmayan bir yerden yapmış olmaktadır. Kendisi muktedi olduğu için, münferiden eda etmesi de caiz olmaz. Şayet bu kimse, abdest alırken imam namazı bitirmiş ve selam verip namazdan çıkmış bulunursa, namaz kıldığı ilk yerine dönüş yapmaz. (Kendi başına namaz kılmakta bulunan bir kimse, abdestini aldıktan sonra bulunduğu yerde hemen namazını tamamlayıvermekle, namaz kıldığı yere dönmek arasında serbest bulunmaktadır)
13- İmam bulunan ve abdesti bozulan kimse, imamlığa ehliyeti bulunmayan bir şahsı imamlığa geçirmemelidir. Mesela, böyle bir kimse, çocuğu, kadını veya ümmi bir kimseyi kendi yerinde imamlık yapmak üzere mihraba geçirirse, hem imamın namazı hem de cemaatin namazı bozulmuş olur. Namazı yeni baştan kılmaları gerekir.
- Abdürrahim Fetvalarından: "Hanefi olan şahsa, abdestin bozulmamasında, diğer mezheplerin hükümleriyle amel etmek caiz olmaz" (H.Ec. 1/5)
Açıklama: Hanefi mezhebi mensubu bir mü'minin abdesti bozulduğu zaman, kendi mezhebinin hükümleriyle hareket etmesi gerekir. Mesela, vücudundan kan çıkan bir Hanefi, Şafii mezhebini taklit ederek, abdestinin devam ettiğine hükmedemez. Böyle bir davranış kendi mezhebine riayetsizlikten ve dini hükümleri ciddiye almamaktan ileri gelir.
- Abdürrahim Fetvalarından: "Müdmin-i hamrin terlemesi abdestini bozar" (H.Ec. 1/5)
Açıklama: Vücudumuz, muhtaç bulunduğu suyu, su veya sulu maddelerden alır. "Ayyaş" veya "akşamcı" diye ifade edilen içki müptelaları, vücutlarının bu ihtiyaçlarını şaraptan temin etmiş olmaktadırlar. Şarap pis ve murdar bir mayidir. Bu sebeple, ayyaşın vücudundan çıkan ter, kan ve idrar gibi abdesti bozan sebepler arasında yer almaktadır.
- Behce Fetvalarından: "İnce bir haldeki cerahat, elbise veya vücutta avuç içi kadar (bir yere yayılmış) olmazsa namaz (ın sıhhatin)e mani değildir" (H.Ec. 1/6)
Açıklama: Vücuttan çıkan cerahat, kalın bir durumda olmasa da necisdir. Bunun ince halde olanı, kendi sirayet ve yayılma istidadı ile, elbisenin veya vücudun üzerinden avuç içi kadar bir yeri kaplayacak olursa, namazın sıhhatine engel olur. Bundan az durumda bulunursa bu halde kılınacak namaz sahih olur.
- Feyziye Fetvalarından: "Hatip, hutbeyi okuduktan sonra abdesti bozulsa, hutbe okunurken hazır bulunmayan (daha sonra gelmiş) bir kimseyi (cumanın farzını kıldırmak) üzere yerine geçirmesi caiz olmaz" (H.Ec. 1/13)






 Hangi Sularla Abdest Alınabilir?
1 - Soru: Bir kuyunun başında domuz derisinden yapılmış kova bulunsa başka da vasıta olmasa, bununla alınan sudan abdest alınır mı?
Cevap: Domuz derisi tabaklamakla temiz olamayacağı için, onunla çıkarılan su hiçbir işte kullanılamaz.
2 - Soru: Sıcak su ile abdest almakta bir beis var mıdır?
Cevap: Güneşte ısınmış su ile abdest almakta tenzihi bir kerahet varsa da ocakta ısınmış su ile abdest almakta bir mahzur yoktur.
3 - Soru: Kar ile abdest alınabilir mi?
Cevap: Kar eritilmek suretiyle abdest alınabilir. Fıkıh kitaplarını okuyunuz.
4 - Soru: Herhangi bir su kuyusuna tuvalet pisliği suyu karışıyor. Çok veya az. Bu su ile abdest alınır mı?
Cevap: Pisliğin kokuşu, rengi veya tadından iri suda belirir ve hissedilirse artık onunla abdest alınmaz, gusül yapılamaz, elbise ve beden temizliği yapılamaz.
-İbni Nüceym Fetvalarından: "Katran ile kokuşu değişmiş bulunan su ile abdest almak caiz olur" (H.Ec. 1/5) Açıklama: Katran, sıvı halinde bir madde olup, üç vasfı bulunmaktadır: Renk, tad ve koku. Bu üç vasıftan ikisi suda belirtilmedikçe abdest ve gusle mani değildir. Bu fetva, sadece kokunun suda belirmesi ihtimaline göre verilmiş olup, dini bir müsaadeyi aksettirmemektedir. Şayet katranın iki vasfı suda görülecek olursa artık onunla abdest ve gusül yapılamaz.
-Behce Fetvalarından: "Su kuyusuna düşerek kurtlanan ciğer müteneccis olmaz" (H.Ec. 1/7)
Açıklama: Ciğerin içinde akıcı bir kan bulunmadığından onun kuyuya düşmesi suyun temizliğini gidermez. Ciğerin kokması ve kurtlanması, yenilmesini engellerse de suyu kirletmiş olmaz. Zaruret halinde, o suyu temizlik işlerinde ve abdest almakta kullanmak caiz olur.
- İbni Nüceym Fetvalanndan: "Su içinde, suda yaşayan bir hayvanın ölüsü bulunsa, o su temizdir" (H.Ec. 1/7) Açıklama: Suda doğup, suda yaşayan bir hayvanın su içinde ölmesi suyu murdar kılmaz.
- Behce Fetvalarından: "Ateşte veya havanın sıcaklığı ile eriyen kar suyu ile abdest veya gusül caiz olur" (H.Ec. 1/6)
Açıklama: Yaratıldığı vasıf üzere duran ve Ma-i mutlak" diye ifade edilen su ile abdest alıp gusül yapılır. Su denildiği zaman, ma-i mutlak adı verilen sular akla gelir. Bu isim altında toplanan sular; yağmur ve kar suları, deniz, göl, çay, pınar, kaynak ve kuyu sularıdır. Eriyen karın suyu, abdest ve gusülde kullanılır.
- Abdürrahim Fetvalarından: "At pisliği ile karışıp kokusu değişmiş bulunan bir su ile abdest ve gusül caiz olmaz" (H.Ec. c. 1/16)
Açıklama: Katı haldeki pisliğin suyun temizliğine zarar vermesi, üç vasfından birinin; renk, tad ve kokusunun suda görülmesiyle olur. Bu itibarla, fetvada görüldüğü üzere, at fışkısının kokuşu suda belirse onunla ne elbise yıkanabilir, ne de abdest ve gusül yapılır.
- Netice Fetvalanndan: "l0x10 (arşın ölçüsünde) olmayan bir kuyuya köpek düşse (kuyu), içindeki kadar su çıkarmakla temiz olur" (H.Ec. 1/5)
Açıklama: Eni on arşın, boyu da on arşın olan bir kuyu veya havuz, "büyük havuz" olarak kabul olunmaktadır. Bu ölçülerden düşük olanlar ise "küçük havuz" adını almaktadır. Küçük havuz durumunda olan bir yere köpek düşünce, suyu kirlenmiş olacağından, kuyudaki suyun tamamını boşaltmak gerekir. Zira, köpeğin salyası necistir.
- Abdürrahim Fetvalarından: "Üst tarafı elbise yıkanmakta olan akar suyun bir mil aşağısında su kullanmakta kerahet yoktur" (H.Ec. 1/5)
- İbni Hüceym Fetvalarından: "İçmek için yapılmış musluklardan abdest almak caiz olup, havuz içinden (caiz) olmaz" (H.Ec. 1/5)
Açıklama: Yukarıda da belirttiğimiz gibi, 10x10 ölçüsünden düşük olan durgun sular, küçük havuz vasfında olduğu için, oraya el sokmayıp, suyu bir kap ile alıp kullanmak gerekir. Havuz küçük olduğu için, el sokarak abdest alınacak olursa, içerideki su "Ma-i müstamel" haline gelir. Bu sebeple abdest almak caiz olmaz.
- Behce Fetvalarından: "Bir kuyuya kullanılmış su gitse (kuyudaki) asıl su ile ma-i müstamelden hangisi fazla ise onunla hüküm olunur" (H.Ec. 1/7)
Açıklama: Kullanılmış bulunan bir suda renk, tad ve koku gibi vasıflar bulunmadığından dolayı, hüküm miktara bağlanmış bulunmaktadır. Temiz su fazla ise, taharetine hüküm verilir ve onunla her türlü temizlik yapılır. Şayet kullanılmış su daha fazla ise, o zaman karışmış bulunan su ile gusül yapılamaz ve abdest alınamaz.


 Mest Üzerine Mesh
1 - Soru: Ayağımıza giydiğimiz mestlerin üzerine meshettikten sonra mestlerden bir tekini çıkarsak, yalnız mest çıkan ayağı mı, yoksa her iki ayağı mı yıkayacağız?
Cevap: Her iki ayağın yeniden yıkanması gerekir.
2 - Soru: Çizmeye mest vermek caiz olur mu?
Cevap: Mestte aranılan şartlar çizmede de mevcut olduğu için üzerine mesh edilebilir.
3 - Soru: Bir mestde iki parmak, diğer mestte de bir veya iki parmak miktarı sökük bulunsa, bu mestlere mesh etmek caiz midir?
Cevap: Evet, caizdir. Bir mestte üç parmak miktarı sökük veya yırtık bulunması halinde mestler üzerine mesh caiz olmaz. Fakat iki mestin söktüğü toplama tabi tutulmaz.
4 - Soru: Bir kimse ayağına mest giyse ve üzerine de çorap geçirse, daha sonra çorabın üzerine mesh verse caiz olur mu?
Cevap: Bu caiz değildir. Çorabını çıkarıp mestin üzerine mesh etmesi gerekir.
5 - Soru: Mest üzerine giyilen çorap, çok ince olduğundan, çorap üzerine meshedilse, ıslaklık meste çıksa caiz midir?
Cevap: Mesele, cevaz yönünden ele alınacak olursa, çorap üzerine verilecek meshin yaşlığı aynen meste kadar ulaşır ise mesh caizdir. Bu haddi zatında çoraba değil, meste yapılmış bulunmaktadır. Fakat görenler üzerinde yanlış telakki ve tatbikata yol açmaması bakımından çorabı çıkarıp mest üzerine mesh etmelidir. Suyun alta geçmemesi ihtimal dahilindedir.
6 - Soru: Abdestli olarak giydiğimiz mesti, abdest bozulmadan önce çıkarsak abdest bozulur mu?
Cevap: Bozulmaz. Çünkü ilk alınan abdest bozulmamıştır.
7 - Soru: Mestler üzerine mesh ederken, ayağımızı yere dayamadan, yani kaldırmış halde iken mesh etsek bir mahzuru var mı?
Cevap: Ayağı yere basmak faydalı ise de şart değildir. Dikkat edilecek husus, farz olan mesihde el parmaklarının iç kısmının mestin üzerine oturmasıdır. Bu temin edilince ayak havada iken de meshedilebilir. Ancak, bu dini vecibeyi daha güzel eda edebilmek için ayağın yere basılmış olması uygun olur.
8 - Soru: Mest üzerine meshedebilmek için kaç şart vardır? Onları açıklar mısınız?
Cevap: Yedi şart vardır. Şöyle ki:
l- Mestler, ayağa abdest alındıktan sonra giyilmelidir.
2- Mestler; ayakları, yandaki topuklar da dahil olmak üzere, her taraftan örtülmüş olmalıdır.
3- Mestler ile en az bir fersah yürüyebilmek mümkün olmalıdır.
4- Mestlerin topuktan aşağıda kalan kısmında ayak parmaklarının küçüklerinden üç parmak miktarı delik, sökük ve yırtık bulunmamalıdır.
5- Mestler, ayakta bağlamaksızın duracak halde olmalıdır.
6- Mestler, dışarıdaki suyun hemen içine alacak, ayağa ulaştıracak durumda olmamalıdır.
7- Ayağın ön tarafından el parmağının en küçüğü ile en az üç parmak miktarı bir yer mevcut olmalıdır.
9 - Soru: Bir mestte ufak delikçikler bulunsa bunların meshe mani olması için ne kadar genişlikte olması lazımdır?
Cevap: Eğer bu delikler, çuvaldız girecek genişlikte ise toplanıp hesaba katılır. Ondan daha küçük olursa, dikiş deliği gibidir, hesaba katılmaz.
10 - Soru: Bir kimse mestin alt veya yan taraflarına mesh etse caiz ve sahih olur mu?
Cevap: Sahih olmaz. Zira meshin farzı her ayağın üst tarafına mesh edilmek suretiyle yerine gelir.
11 - Soru: Bir kimse bir ayağındaki mestinin üzerine dört parmak miktarı, diğer ayağındaki mestinin üzerine ise iki parmak miktarı mesh etse meshi caiz olur mu?
Cevap: Caiz olmaz. İki parmak miktarı meshettiği mestin üzerine üç parmağa tamamlayacak şekilde meshi yenilemek icap eder.
12 - Soru: Bir insan, mestinin üzerine yaş bir bez sürmüş olsa mesh yerine gelir mi?
Cevap: Evet, gelir. (Nimetü'l-İslam, Kitabü't-Taharet s. 163)
13 - Soru: Bir kimse mestinin üzerine, farz olan miktardaki yeri ıslatacak kadar su dökse ve fakat elini sürmüş olmasa mesh yerine gelmiş olur mu?
Cevap: Evet, olur.
14 - Soru: Bir kimse mesh etmeye ayak parmaklarının ucundan değil de, mestin koncundan başlayıp aşağıya doğru çekse meshi sahih olur mu?
Cevap: Meshi sahih ise de sünnete aykırı bir usul uygulamış olur.
15 - Soru: Bir kimse, mestin üzerine mesh ederken, el parmaklarını ayak parmaklarının ucuna gelecek şekilde koymayıp yan olarak koyup da mesh etse, meshi sahih olur mu?
Cevap: Meshi sahih olursa da sünnete aykırı hareket etmiş olur.
- Behce Fetvalarından: "(Giyilen) çarık, ayakların üzerini -topuklarına kadar- örterse (üzerine) mesh etmek caiz olur" (H.Ec. 1/6)
Açıklama: Ayağa giyilen bir şeyin üzerine mesh edebilmenin yedi şartı vardır. Bu şartların bulunmaması halinde, ayakkabı üzerine mesh caiz olmaz. Bu şartlardan biri, mestlerin, ayakları topuklarla birlikte her taraftan örtmüş bulunmasıdır. Bu şart bulununca, giyilen şeyin potin veya çizme, yahut çarık olsun üzerine mesh etmekte hiçbir engel yoktur.


 GUSÜL
1 - Soru: Gusul abdesti ile namaz kılınabilir mi?
Cevap: Gusül abdesti ile namaz kılınabilir. Bunda hiçbir mahzur yoktur. (Mecmua-i Cedide, s. 11)
2 - Soru: Gusül yaptıktan sonra, içeride kalan meni, şehvetsiz olarak tenasül uzvundan dışarı çıksa gusül icap eder mi?
Cevap: Gusletmeden önce idrar yapmış, en az 40 adım yürümüş veya biraz uyumuşsa, tekrar gusle lüzum yoktur. Ama bunların hiçbirini yapmadan gusletmiş ve ondan sonra meni gelmişse yıkanmalıdır.
3 - Soru: Cünüp kimsenin yemek yemesi veya su içmesi caiz midir?
Cevap: Mekruhtur. Üzerinde bu hal devam ederken yiyip içmek mecburiyetinde kalan kimse, önce elini ve ağzını yıkamalı, sonra yiyip içmelidir. Zira ağzını yıkamadan yiyip içmek tenzihen mekruhtur. Bunun sebebi ise, cünüp ağzı ile içilen şeyin "kullanılmış su" hükmünde olmasıdır. Kullanılmış bir suyun içilmesi ise mekruh görülmektedir.
4 - Soru: Durduğum evin müstakil banyosu yok, ev sahibine sorduğumda mutfağı gösterdi. Acaba bu durum karşısında mutfakta banyo yapabilir miyim?
Cevap: Zaruret karşısında mutfakta gusletmenizde bir mahzur yoktur.
5 - Soru: Kadınların tırnaklarına sürdükleri oje, gusle mani midir?
Cevap: Oje, kına gibi sadece renk yapan bir madde değil, tırnak üzerinde donan ve tabaka teşkil eden bir solisyondur. Bu madde, altına suyun işlemesine engel olduğu için, gusle manidir. Bu kimsenin, tırnağındaki oje temizlenmeden yapacağı gusül ile cünüplükten kurtulması mümkün değildir.
6 - Soru: Halk arasındaki "gusül yapılacak yerde Euzü ve Besmele çekilmeyecek. Zira orada Allah'ın adı anılmaz" sözü doğru mu?
Cevap: Gusle Besmele ile başlamakta hiçbir mahzur yoktur. Bilakis, Besmele çekmek sünnettir. (Büyük İslam İlmihali, taharetlerle ilgili bölüm, madde: 195/1)
7 - Soru: Avret mahallinin tıraş edilmesi en az kaç günde yapılmalı, en fazla kaç günde yapılabilir?
Cevap: Bu tıraş en az yedi gün sonra tekrarlanmalı, en fazla müddet olarak da 40 günü geçmemelidir. (Feteva-i Hindiye, c. 5, s. 357) Bu tıraşa göbeğin alt kısmından başlayıp, kasık kısımlarını temizlemek gerekir. (Aynı eser c.5,s. 358)
8 - Soru: Cünüp olmadığı halde yalnız etek tıraşı olmaktan dolayı gusül icap eder mi?
Cevap: Etek tıraşı, guslü gerektirmez.
9 - Soru: Güneşte ısıtılan su ile gusül abdesti almak caiz olur mu?
Cevap: Evet, kerahatle caizdir.
10 - Soru: Bir kimse gece rüyasında ihtilam olsa ve yine rüyasında yıkansa bu şahıs gusletmiş olur mu, yani pislikten temizlenmiş olur mu?
Cevap: Rüyada ihtilam olan şahıstan meni çıktığı için uyandığında gusletmesi farz olur. Rüyada yıkanmak, hakiki değil hayalden ibarettir. Rüyadaki yıkanma ile bir insan cünüplükten kurtulamaz.
11 - Soru: Gusül abdesti alırken abdest dualarını okumakta mahzur var mıdır?
Cevap: Gusül ederken dua okumak mekruhtur. Ancak, gusle başlarken besmele çekilebilir. (Büyük İslam İlmihali, Taharetle ilgili bölüm, madde: 195/12)
12 - Soru: Gusül abdestini alırken ağza, burna su verdikten sonra, namaz abdesti gibi tekrar abdest mi alacağım, yoksa yüzümü yıkayarak abdesti tamamlama yoluna mı gideceğim?
Cevap: Gusülde ağız ve burnuna su verdikten sonra, yüz, kollar ve ayaklar yıkanıp baş meshedilerek abdest tamamlanır.
13 - Soru: Her şeriat evine varmada gusül abdesti almamız lazım mı, yoksa 2-3 defa cinsi yakınlıktan sonra boy abdesti almak caiz mi?
Cevap: Dilerse, her defasında yıkanır; dilerse en sonunda yıkanabilir. Yeter ki bu arada namazı kazaya kalmış olmasın. (Büyük İslam İlmihali, Te-mizlik bahsi, madde: 196/13)
14 - Soru: Dişlerin dibinde oluşan kireç tabakaları gusle mani olur mu?
Cevap: Bünyenin meydana getirdiği taşlaşmalar gusle mani değildir.
15 - Soru: Burada bir imam arkadaş var. Dişleri kaplama yaptırılmış. Halebi Sağir, Halebi Kebir ve kayıtlı Kuduri gibi kitaplarda cünüplüğün çıkmayacağı yazılı. Bu hususta bizi aydınlatırsanız memnun olurum.
Cevap: Bahsettiğiniz kitaplarda, kaplama diş yaptıranın cünüplükten kur-tulamayacağı yazılı olamaz. Zira o kitapların yazıldığı sıralarda bu tarzda kaplama henüz yoktu. Balık pulu, balmumu ve benzeri şeylerle izahat var-dır. Kaplama dişi, mutlak olarak bunlara benzetip cünüplükten kurtulama-yacağına hüküm vermek kolay değildir. İlmi ve İslami olarak mesele ele alı-nacak olursa, dişi kaplatmak veya doldurtmak zarureti bulunduğu zaman ve zaruret miktarım da aşmamak şartıyla diş doldurmak ve kaplatmak caiz görülmektedir.
16 - Soru: Bir şahıs, gusül abdesti yerine teyemmüm etmiş olsa ve bununla namazını kılsa ve daha sonra suyu bulsa yeniden gusül etmesi gerekir mi? Bu kimsenin teyemmüm ile kıldığı namazlarını iade etmesi gerekir mi?
Cevap: Gusül abdesti alır ve fakat namazları kaza etmesi gerekmez. (Büyük İslam İlmihali, Taharet bahsi, madde: 229)
17 - Soru: Bir kimse, gusül abdesti alıp banyodan çıktıktan sonra kolunda kuru bir yer kaldığını görse bu kuru yeri elindeki yaşlıkla giderse gusül tamam olur mu?
Cevap: Gusülde, vücudun tamamı bir uzuv sayılmıştır. Bu itibarla, bedenin herhangi bir yerindeki kuru yeri diğer bir yerdeki yaşlıkla ıslatıp giderilmesi caiz görülmüştür. Böyle yapılınca gusül tamamlanmış olur.
18 - Soru: Açık-saçık sinemaya giden birisi halk deyimi ile hamamcı olsa hemen yıkanması mı gerek?
Cevap: Sorunuzun cevabını, sorulması gereken tarzda vermek istiyorum. Bir Müslümanın açık-saçık filmlerin oynatıldığı bir sinemaya gitmesi asla caiz değildir. Böyle bir filme gidip de sonunun nereye varacağını bilmeden kendisini nefsani arzularının seyrine bırakmak yerine sinemaya hiç gitmemek evladır.
19 - Soru: Ben, abdest ve gusülde şüphelere düşüyorum. Yani, guslü yaptığım zaman "Acaba guslüm oldu mu?" diyor, abdest aldığımda da buna benzer şüpheler içimi kemiriyor. Ben, zaman geliyor da tekrar tekrar abdest alıyorum. Bana abdest ve gusülden tafsilatlı olarak bahseden bir kitap tavsiye eder misiniz?
Cevap: Vehim şeytandadır. Onun şerrinden korunmak için Euzü okuyunuz. Allah'a sığınınız ve Ayetü'l-Kürsi'yi okuyunuz. Dikkatlice abdest aldıktan sonra gelen bu vesveseye asla kapılmayınız ve içinizden gelen sese "Abdestim abdest, guslüm gusüldür. Kör olası şeytan, sen kahrından çatla" diye onunla alay etmek gerekir. Tavsiye edeceğimiz kitaplar, evhamı gidermek için değil, bu husustaki fıkhi ve dini bilgilerinizi genişletmeye yarar. Büyük İslam İlmihali (Ö.N. Bilmen'in ve Nimetü'l-İslam'ı okuyunuz.)
20 - Soru: Bir kimsenin cünüplük halinde birkaç yerinde yara olsa, yani birkaç yerinde deri kesikliği bulunsa, bu kimse herhangi bir sebeple gusül yapamasa ve böylece birkaç gün geçse ve bu kesilen yerler dolsa (bitişse) bu kimse daha sonra gusledince, kapanan ve dolan yerin altındaki kısımlar tabii derinin altında kalmış olacaktır. O zaman insan cünüplükten çıkar mı?
Cevap: Sorunuz, birinci soru gibi, vehim ve kuruntunun neticesi olarak faraziyelere dayandırılmış bir sualdir. Deri, o yırtığı ve kesiği alt kısımdan tamamlayarak dokur. Yoksa üstüne kılıf çeker gibi kapatmaz. Binaenaleyh, onun üst kısmının yıkanması ile temizlenmiş olursunuz.
21 - Soru: Sigara içenlerin dişlerine su tam sirayet etmediğinden, guslü geçerli olmaz, diyenler var. Siz ne dersiniz?
Cevap: Bu söz, ifrattır. Sigaranın zararlarını ifade için başkaca yollar aranmalı ve fıkhi bahisler zorlanmamahdır.
22 - Soru: Komşu köylerden birinde imam efendi sigaranın haram olduğunu söylemiş. Bir kimse de "Hayır, haram değil mekruhtur" diye itiraz edince, imam efendi: "Sigaranın zifiri, burunun deliğine toplanıyor ve birikiyor. Cünüp olup yıkanırken suyu burnuna çektiğinde, bu birikinti suyun burun kemiğine ulaşmasına mani oluyor. Bu takdirde sen de cünüplükten kurtulamıyorsun. Bundan dolayı sigara haramdır" cevabını vermiş. Siz ne dersiniz?
Cevap: Sigaranın haram ve mekruh olduğunu isbatlamakta o imamın tuttuğu yol doğru değildir. Bu hususta fazla bilgi almanız için "Tenkidlerim, Tedkiklerim ve Makalelerim" adlı naçiz kitabımızın 340-346. sayfalarını okumanızı tavsiye ederim.
23 - Soru: Bir kimse, ihtilam oldum diye uykudan uyanıyor. Fakat kalkınca meninin geldiğine dair bir yaşlık göremiyor. Ben cünüp olmadım diye gusül abdesti almıyor. İnsanlarda böyle bir durumun olması muhtemel midir? Böyle bir durumla karşılaşan kimse banyo yapmasa bir mahzuru var mıdır? 
Cevap: Gusül yapmanın farz olması için, mahallinden şehvetle ayrılan meninin dışarı çıkmış olması şarttır. Sadece rüyasını görmek, guslü gerektirmez.
24 - Soru: Müslümanlar arasında şöyle bir şey var: "Bir insan, iki elinin ve iki ayağının tırnaklarının hepsini birden keserse gusül abdesti alması lazım gelir" diyorlar. Siz bu hususta ne dersiniz?
Cevap: Bu söz yanlıştır. Belki yıkama manasına gelen "Gasil" ile karıştırılmış olacak.
25 - Soru: Abdest alırken ağıza su vermek sünnet olduğu halde gusül de farz olmaktadır. Bunun sebebini açıklar mısınız?
Cevap: Abdestle ilgili ayet-i kerimede yüzün yıkanılması emredilmiştir. Yüz, saçın bittiği yerden çene altına kadar ve iki kulak arasında yer alan kısımdır. Burayı yıkamakla farz yerine gelir. Gusülde ağız ve burunun içi, vücudun dış kısmından kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu sebeple ağız ve burun içinin yıkanılması gusülde farz, abdestte ise sünnettir.
26 - Soru: Meni mahallinden şehvetle ayrılsa ve fakat dışarıya şehvetsiz olarak çıksa guslü gerektirir mi?
Cevap: İmam-ı Azam Hazretleri'ne göre guslü icap eder. İhtiyatla hareket etmeye uygun olan da budur.
27 - Soru: Ameliyatlı bir kimse ihtilam olduğu zaman, yıkanacak olursa hastalığın artacağına dair doktorun ifadesini dikkate alıp ne yapmalıdır?
Cevap: Bu takdirde teyemmüm eder.
28 - Soru: Cünüp olan kimse selam verebilir mi? Aynı kimse selam alabilir mi?
Cevap: Cünüp bir kimse hem selam verebilir hem de alabilir, sadece Kur'an okuyamaz.
29 - Soru: Bir kimse, Ramazan'da geceleyin ailesi ile cinsi münasebette bulunduktan sonra uyusa, kalktığında imsak vaktine az bir zaman kaldığını anlasa, önce sahur yemeğini mi yer, yoksa banyo mu yapar?
Cevap: Bu hususta takvaya uygun olan hareket, önce gusletmektir. Önce yemek yiyip de daha sonra gusletmeye de fetva verilmiştir. Kişi evlayı veya fetvayı tercihte muhayyer (serbest) tir. Önce yemek yemeye karar verdiği takdirde, ağzını bol su ile üç defa çalkalayıp burnuna üç defa bol su çekerek abdest alması, daha sonra yemeği yemesi gerekir.
30 - Soru: Büyük İslam İlmihali'nin 125. sayfasında, guslün sünnetleri bahsinde, madde 6'da "Kimsenin göremeyeceği mahalde yıkanmak" deniliyor. Bu ifade hakkında bazı kimseler, birbirinin helali olan karı ve koca müstesna, demektedirler. Siz ne dersiniz? 
Cevap: Birbirinin yabancısı olan kimselerin bir örtü arkasında yıkanmaları gerekir. Karı ve koca, birbirlerinin mahremi bulunduğundan, bu hüküm dışında bulunmaktadırlar.
31 - Soru: Kadınların saç boyamasının gusle mani olduğu (1099) fetva kitabında yazılıdır. Bu hususun en enteresan yönü, saç boyasını erkeklerin de kullanmasıdır. Durum böyle olunca mesele çok düşündürücü olmaktadır. Bu hususu açıklamanızı bekleriz?
Cevap: Bahsi geçen fetva kitabındaki ifade doğrudur. Zira fikrini sorduğumuz eczacılar, saç boyasının saç tellerinin üzerinde tabaka teşkil ettiği kanaatinde bulunmaktadırlar. Bu itibarla, saç boyalarının gusle mani olduğu ortaya çıkmaktadır. Esasen kınadan başka bir madde ile saç boyamak haramdır.
32 - Soru: Gusül sırasında, abdesti bozan şeylerden biri vuku bulsa gusle zararı olur mu?
Cevap: Gusle zararı olmaz, ancak abdesti bozulmuş olur.
33 - Soru: Bir kimsenin bedeninden, parmağından veya herhangi bir yerinden küçük bir et parçası kopsa, sonra o yer kapansa, o kimse bu yara açık iken cünüp bulunsa ve o yara kapanasıya kadar çeşitli sebeplerden dolayı temizlenemese yara kapandıktan sonra gusletse o yerin içi kuru kaldığından dolayı cünüplükten çıkar mı?
Cevap: Vücut kendi kendini onarıp iyileşir. Deri kopan yer, büzülüp kapanmak suretiyle değil, alttan üste doğru iyileşir. Gusülde yıkamanın farziyyeti, bedenin dış kısmında kalan yerlerdir. Dolayısıyla o kimse cünüplükten çıkar.
34 - Soru: Bir erkek, başlangıcında namaz abdesti gibi abdest almadan gusledecek olsa, yaptığı gusül ile namaz kılabilir mi?
Cevap: Evet, gusül ile namaz kılınabilir. Çünkü abdestte yıkanması gereken uzuvlar, gusül sırasında yıkanmış bulunduğundan onunla namaz kılmakta bir mahzur yoktur.
35 - Soru: Benim 13 yaşında bir oğlan çocuğum var. Kendisi cüce bulunduğu için kolları kısa bulunmaktadır. Bu sebeple elleri taharet mahalline ermemektedir. Gusül yapacağında da eli sırtına ulaşmıyor. Bunun durumu nasıl olacak?
Cevap: Taharetini kendisinin yapması gerekir. Elinin yetişmemesi sebebiyle, taharetini münasip bir vasıta (alet) ile yapması düşünülmelidir. Gusül yaparken, belden aşağıya peştemal kuşandığı için, bir erkeğin yardımda bulunup sırtını ovması da caizdir.
36 - Soru: Gusülden önce ağza ve buruna su mu verilir, yoksa sünnet üzere abdest mi alınır? Sünnet olan abdestle farz olan ağız ve burun yıkanması yapılmış olur mu?
Cevap: Sünnete uygun olan şekil, avret mahallini yıkadıktan sonra, namaz abdesti gibi abdest almaktır. Bu abdestte ağza su bolca verilir ve çokça çalkalanır. Buruna çekilecek su fazla verilir ve geniz yumuşaklığına kadar çekilir. Bu şekilde hem guslün farzı yerine gelmiş hem de abdestin sünneti ifa edilmiş olur.
37 - Soru: Meninin dışarı çıkmasında, guslün gerekmesi için Hanefi mezhebi imamları arasında görüş farkı var mıdır?
Cevap: İmam Ebu Yusuf, meninin mahallinden şehvetle kopmasını ve dışarıya da şehvetle sıçramasını şart koşmuş bulunmaktadır. İmam-ı Azam Hazretleri ise, guslün farz olmasında, meninin mahallinden şehvetle ayrılmasını guslün farz olması için yeterli bir sebep saymıştır.
38 - Soru: Gusül kaç kısımdır:
Cevap: Üç kısımdır: l- Farz: Cünüplük, hayız ve lohusalık gibi hallerden dolayı yıkanmak gibi. 2- Sünnet: Cuma ve bayram namazları ile ihrama gireceğinde ve bir de Arafat'ta vakfe yapacağında boy abdesti almak sünnet bulunmaktadır. 3- Mendup: Hacamat olduğunda, ölü yıkayacağında, Berat ve Kadir gecesi gibi kandil gecelerinde alınan boy abdesti mendub veya müstehab diye adlandırılmaktadır.
39 - Soru: Bekar bir kimse nefsine uyarak cenabet olsa günah mıdır?
Cevap: Evet, bu gibi davranışlar kerahetten hali değildir.
40 - Soru: Kırk yaşında bir adam var, kendisinden devamlı olarak meni geliyor. Doktora gitti, tabip 'İğne ile keserim' demiş. Kendisi evli olduğu için ne yapacağını şaşırdı. İğne ile meninin kesilmesine muvafakat göstersin mi? 
Cevap: Tedavi çaresini arasın ve fakat o tabibin teklifine rıza göstermesin.
41 - Soru: Cünüp bir kimse, alacağı abdest veya yapacağı teyemmüm ile namaz kılabilir mi?
Cevap: Abdest, guslün yerini tutamayacağı için, cünüp kimse alacağı abdest ile namaz kılamaz. Bu durumda olan bir kimsenin abdest alması, yemek yemek veya uyumak için müstehabtır. Teyemmüme gelince, suyun olmaması sebebiyle veya bir hastalık dolayısıyla teyemmüm edilmiş ise onunla namaz kılınabilir.
42 - Soru: "Mezi" ve "Vedi" ne demektir? Bunlardan birinin tenasül uzvundan çıkması halinde cünüp olur muyum?
Cevap: Mezi, kadına el dokundurmak veya başkaca şehevani bir halle karşılaşmanın neticesinde gelen yaşlıktır. "Vedi" ise, böyle şehevani bir sebep bulunmadığı halde küçük abdest bozduktan sonra -ekseriyetle yaz günlerinde- gelen yapışkan sıvıya denilmektedir. Bahsi geçen Mezi ve Vedi için gusül icap etmez. Bunlar sadece abdesti bozar. Bulaştığı yeri yıkamak ve abdest almak gerekir.
43 - Soru: Taharet-i kübra ne demektir?
Cevap: Cünüplük, kadınlara mahsus adet ve lohusalık gibi hallerden kurtulmak için boy abdesti almaya "Taharet-i kübra" adı verilmektedir.
44 - Soru: Mazmaza ne demektir?
Cevap: Suyu ağızda çalkalamak manasına gelmektedir.
45 - Soru: İstinşak ne manasına gelmektedir?
Cevap: Lügat itibariyle, koklamak manasına gelen "Neşak" kelimesinden alınmış olup, fıkıh ıstılahında, suyu burnumuzun yumuşak yerine çekmek manasına gelmektedir.
- İbni Nüceym Fetvalarından: "Gusül eden kimsenin, vücudundaki kılların ve sakalların diplerine suyu ulaştırması vacip olur" (H.Ec. 1/5)
Açıklama: Her kılın dibinde cenabetlik hükmü vardır. Bunu temizlemek için saç, sakal, bıyık, kaş gibi yerlerdeki kılların diplerine su ulaştırmak vacip olur. Bu vacibi yerine getirebilmek için de vücudu ovuşturarak temizlemek gerekir.
- Netice Fetvalarından: "Şehvetle bakmak veya hayal etmek suretiyle, tenasül aleti uyandıktan ve sakinleştikten sonra mezi veya vedi görülse gusül lazım gelmez" (H.Ec. 1/5)
Açıklama: Gusül, ancak meninin şehvetle dışarı çıkması neticesinde gerekir. Mezi veya vedide sadece abdest almak icap eder.
46 - Soru: Cünüp olan bir kimse küçük abdest almadan önce gusül yapmış olsa ve bu abdestle namazını kılsa, daha sonra içerde kalan meni kalıntısı dışan çıksa, namazı ve guslünün hükmü nedir?
Cevap: Kıldığı namaz sahih olur. Meninin çıkması, namazın kılınmasından sonra vaki olduğu için iade etmeyi gerektirmez. İmam-ı Azam ve İmam Muhammed'e göre guslün iadesi icap eder.
47- Soru: Cünüp bir kimse herhangi bir şey yese günah olur mu?
Cevap: Cünüp bir kimse, ağzını yıkamadıkça bir şey yiyip içmemelidir. Zira bunda kerahet vardır.
- Netice Fetvalarından: "Cünüp iken Kur'an okumak caiz olmaz" (H.Ec. 1/5)
Açıklama: Cünüp olan bir kimse Kur'an-ı Kerim'e el süremez. Bir bütün ayeti ezbere olsa bile okuyamaz. Besmele ve kelime-i tevhidi, yarım ayet olduğu için okuyabilir.
- Ali Efendi Fetvalarından: "Cünüp iken zikir, tesbih ve Peygamber'e (sav) salevat-ı şerife okumak caiz olur" (H.Ec. 1/5)
48 - Soru: Emzikli bir kadın, gusül yapmak mecburiyetinde kaldığı zaman, çocuğu ağlasa göğsünü yıkayarak çocuğa süt verebilir mi?
Cevap: Evet, verebilir.

Vücut ve Avret Yerlerinin Temizliği
1 - Soru: Gece tırnak kesmek doğru değildir, deniliyor, Siz ne dersiniz?
Cevap: Bu soru Harünü'r-Reşid tarafından İmam Ebu Yusuf'a sorulmuş. O, "caizdir" diye cevap vermiş. Kendisine delil sorulmuş, "el-Hayrü la yüahharu= Hayır, te'hir olunmaz" Hadis-i Şerifini haber vermiştir. (Feteva-i Hindiye c.5,s. 358)
2 - Soru: Cünüp iken tırnak kesmenin dinimizce doğru olup olmadığını açıklar mısınız?
Cevap: Cünüp iken tırnak kesmek mekruhtur. Bu kirden vücudunu arıtmadan tırnak kesmemelidir. (Feteva-i Hindiye, c. 5, s. 358)
3 - Soru: Koltuk altındaki kıllar, ne kadar uzarsa namaz caiz olmaz?
Cevap: Koltuk altında ve avret mahallinde biten kılların temizlenmesi bir ay içinde tekrarlanmalıdır. Kırk günü geçirmekte kerahet olduğu unutulmamalıdır. Bunların uzaması namazın sıhhatine tesir etmez.
4 - Soru: Benim 88 yaşında bir teyzem var. Gözleri hiç görmüyor, aklı da az eriyor. Bu haliyle namazını da kılmaya çalışır. Fakat tahareti tam olmuyor. Bunun durumu nedir. Sonra, 70 yaşındaki kimsenin defteri kapanır, deniliyor bu ne derece doğrudur?
Cevap: Evet, namazını kılması gerekir. Onun durumuna göre dinimizin hükümlerinde bir genişleme ve ruhsat verilmiş olur. O yasa gelmiş kimse, günah irtikap etmeyeceğinden dolayı böyle söylenmiştir. Fakat günah işleyecek olursa 90 yaşında olsa bile defteri açılır ve irtikap ettiği suçları yazılır.
5 - Soru: Avret mahallinin tıraşı geçmiş olan bir kimse cünüp sayılır mı?
Cevap: Sayılmaz. Fakat kırk günü geçmesi halinde kerahet vardır. (Feteva-i Hindiye, c. 5, s.358)
6 - Soru: Tıraştan sonra kolonya kullanabilir miyiz?
Cevap: Kullanmasanız iyi olur. Şayet kullanacak olursanız kolonya sürdüğünüz yeri yıkayınız. Zira ana maddesi ispirto olup temizliği üzerinde ihtilaf olunmuştur. (Büyük İslam İlmihali, Temizlik bahsi, madde: 92/5).
7 - Soru: Kadınlar, avret mahallini yolarak veya jiletle tıraş ederek temizleseler bir mahzuru var mı?
Cevap: Mühim olan temizliğin yapılmış olmasıdır. Şekil ve kullanılan vasıtada herhangi bir mahzur görülmemektedir.
8 - Soru: Tıraş edilecek mahallerde olan kıllar, arpa uzunluğu kadar olursa namaz caiz olmaz, diye duyduk. Ayrıca küçük parmağı bir defa dolarsa kafir olur, diye işittik. Bu hususta siz ne dersiniz?
Cevap: Bu mahallerin tıraşlarının kırk günü geçmesinde kerahet vardır. Fakat duyduğunuz iddialar yanlıştır. Bu gibi lafların bir dayanağı yoktur. Bir kötülüğün önünü almak için dinimizde bulunmayan lafları uydurmak, ihmal edilen işin vebalinden daha ağırdır.
9 - Soru: Avret mahallinin temizlenmesi hangi yaşa kadar devam etmektedir?
Cevap: Bunun yaşla bir ilgisi yoktur. Bahsi geçen yerdeki kıllar uzamaya devam ettikçe tıraş olma mükellefiyeti de tekrarlanır.
10 - Soru: Herhangi bir kimsenin avret mahallini uzun süre temizlememesi sıhhatine zararlı mıdır?
Cevap: Temizlenmediği zaman, mesamatın tıkanması ile vücudun her ifrazatı zorlaşır. Bu da onun sağlığına zarar verir. Kirlerle karışan terlerin meydana getireceği kerih koku da buna caba... Bu temizliğin kırk günü geçmesi mekruhtur.
11 - Soru: Cuma günü tıraş olmakta bir mahzur var mıdır? Perşembe günü olmak efdaldir diyorlar. Siz ne dersiniz?
Cevap: Cuma günü tıraş olmak müstehabtır. Perşembe günü tıraş olmakta da bir mahzur yoktur. Ancak, cuma gününde efdaliyet vardır. (Fetava-i Hindiye, c. 5, s. 357).
12 - Soru: Af buyurun, cünüp iken kasık kıllarının temizlenmesi doğru mudur?






 Necaset (Pislik) ve Temizliği
1 - Soru: Bir kimsenin üzerine necaset bulaşmış olsa, o pisliği temizlemeden namaz kılması caiz olur mu?
Cevap: Bu husustaki hüküm, o pisliğin necaset-i hafife veya necaset-i galiza olmasına göre değişiklik arzeder. Necasetin kısa veya sıvı hainde bulunması ile, miktarı veya kapladığı saha itibariyle ayrı ayrı hükümlerle ifadesi gerekmektedir. Şu kadarını ifade ile yetinmek isterim: Necaset-i galizadan sayılmış bir pislik, katı bir halde ise bir miskal (4,8 gram) dan fazla; sıvı halde ise, el ayası tabir edilen avuç içi sahasından daha geniş bir yer kirlenmiş olursa ve bu necasetin temizlenmesine imkan da bulunursa, o pislik temizlenmeden kılınacak namaz sahih olmaz.
2 - Soru: Mezî veya vedînin bulaştığı bir elbise ile namaz kılınır mı?
Cevap: Mezî veya vedî, idrar gibi, pis olup bulaştığı yeri yıkamak gerekir. Şayet avuç içi kadar bir yer, bahsi geçen mayi ile ıslanmış ise, o halde namaz kılmak caiz olmaz.
3 - Soru: Şişenin içinde kan dolu ve ağzı kapalı olduğu halde, namaz kılanın üzerinde bulunsa veya yumurtanın içi kan halinde iken bununla namaz kılınsa namaza mani olur mu?
Cevap: İçinde kan bulunan şişe, üzerinde iken kılınacak namaz sahih değildir. Fakat kanlanmaya yüz tutmuş yumurta üzerinde iken namaz kılmakta bir mahzur yoktur.
4 - Soru: Yağmurlu günlerde yoldan geçerken, nakil vasıtlarının tekerleklerinden üzerimize su sıçrıyor. Bu halde namaz kılabilir miyiz? Yoksa o elbiseyi değiştirmek mi lazımdır?
Cevap: Bunda "Umum fetva" vardır. Kendimizi bundan korumak zordur. O durumda namaz kılabilirsiniz. Elbise değiştirmek mecburiyeti yoktur.
5 - Soru: Büyükçe bir halı veya hasırın bir tarafı pis olsa, temiz yeri üzerinde namaz kılmak caiz olur mu?
Cevap: Evet olur. Çünkü mekanın temiz olma şartı, kişinin namazını eda ettiği kısım için geçerli olmaktadır. Namaz kıldığı kısım temiz olunca diğer tarafın pis olması namaza zarar vermez.
6 - Soru: Bir şahsın üzerinde, ciğer, dalak ve yürek içinde kalmış bulunan kan bulaşmış olsa namaza engel olur mu?
Cevap: Ne namaza engel olur, ne de suya düşmüş olsa onu ifsad eder. Bunlar, pis olan kandan müstesna tutulmuştur.
7 - Soru: Şehid olmuş bir kimsenin kanı, başka bir kimsenin üzerine bulaşır ise onu yıkamadan namaz kılabilir mi?
Cevap: Şehidin kanının temizliği, kendisi hakkında olup, şehidin üzerinde bulundukça temizdir. Başka bir kimsenin üzerine bulaşacak olursa, diğer kanlar gibi necistir.
8 - Soru: Suyun ma-i mutlak ve ma-i mukayyed diye ikiye ayrılması neye göre olmaktadır?
Cevap: Mutlak su, yaratıldığı vasıf üzere kalmış ve içine birşey karışmamış bulunan su demektir. Yağmur, pınar, deniz ve kar suları gibi. Mukayyed ise, herhangi bir maddenin karışması ile yaratılmış olduğu halden çıkmış ve su isminin yanında o şeyin adı ile birlikte anılan sudur. Gülsuyu, etsuyu, üzümsuyu, bulgur suyu gibi.
9 - Soru: İstinca ne manasına gelmektedir?
Cevap: Büyük abdest bozulduktan sonra pisliği gidermek işine denilmektedir.
10 - Soru: İstibra ne manasına gelmektedir?
Cevap: Küçük abdest bozduktan sonra idrarın çıktığı yerden sidiğin eserini gidermektir.
11 - Soru: İstinkaa ne manasına gelmektedir?
Cevap İstinca işinde mübalağa edip, pisliğin eseri kalmayacak şekilde temizlenmeye isim olmaktadır.
12 - Soru: Bir kimse kazai hacetini defedip taşla istibra yaptıktan sonra yeniden su ile temizlik yapmadan namaz kılsa caiz olur mu?
Cevap: İstibrayı yapan kimse, Şafiî mezhebi mensubu ise orayı ayrıca su ile yıkaması lazımdır. Hanefi mezhebinde bulunuyorsa ve çıkan idrar da çıktığı yerin etrafına bulaşmamış ise, temizlenmek için kurulanması kafidir ve kılacağı namaz da sahihtir.
13 - Soru: Çiğnenmemiş sakız bir kuyuya düşecek olsa, kuyu murdar olur mu?
Cevap: Sakız esasen temiz bir madde olup, çiğnenmiş olsa bile kuyuya düşmesiyle hiçbir şey lazım gelmez.
14 - Soru: Kağıt ile taharetlenmek veya taharetten sonra kağıt ile kurulanmak caiz midir? Velev ki bu kağıtlar şimdiki hususî yapılan kağıtlar olsun.
Cevap: Üzerinde yazı olmayan ve yazı yazmaya elverişli bulunmayan kağıtla istinca yapmak veya yaşlığı kurulamak mekruh değil, caizdir.
15 - Soru: Elbisesine domuz sürünen bir kimse o kısmı su ile yıkadıktan sonra temiz olur mu? Ve onunla namaz kılabilir mi?
Cevap: Güzelce yıkadıktan sonra temiz olur ve onunla namaz kılınabilir. Dinimizce gösterilen temizleme usulleriyle temizlenmeyecek hiçbir pislik yoktur.
16 - Soru: Elbiseye "Mezî" bulaşacak olsa, elbisenin o kısmım yıkamak lazım gelir mi?
Cevap: Evet.
17 - Soru: Bazı kimseler, rakı şişesini yıkayıp içine pekmez, sirke vesaire koyuyor ve kullanıyorlar. Benim bundan çok şüphem oluyor. Bu hususta ne dersiniz?
Cevap: İçki şişesi, üç defa yıkanıp her defasında damlası kesilesiye kadar beklemekle temiz olur. Hz. Ali'ye (ra) nisbetle naklettiğiniz söz, fıkhî hüküm değil, o büyük zatın içkiden ne derece nefret ettiğini ifade etmektedir.
18 - Soru: Halı ve keçe gibi birşey pislenmiş olsa, sıkılması kabil olmadığına göre, nasıl yıkanır?
Cevap: Bir kap veya akar su içinde üç defa yıkamak ve her defasında, damlalar kesilesiye kadar, süzülmesini beklemekle temiz olur. (Büyük İslam İmmihali, 2. kitap, md: 96/1 pr. 7).
19 - Soru: Bizim buralarda nişanlarda, genç kızlar ellerine kına yakarlar. Bu kınanın içine küçük çocuğun biri, işemiş. Bazı kadınlar, karılmış bulunan kına atılıp yazık olmasın diye ses çıkartmamış. Bu kınadan ellerine yakan kızlar, durumu daha sonra öğrenseler ellerini nasıl temizlerler?
Cevap: Ellerini üç defa ve güzelce yıkamakla temizlik tahakkuk eder. (Büyük İslam İlmihali, 2. kitap, mad: 96/1 parağ. .
20 - Soru: Ağaçtan yapılmış hamur teknesi içine kedi işemiş ve ağaç bu idrarı içine emmiş olsa, bu teknenin temizliği nasıl olur?
Cevap: Üç defa yıkanacak ve her defasında damlalar kesilesiye kadar beklenecek, ayrıca güneşletilerek kurutulacak. Bu ameliye üç defa tekrarlanınca ağaç tekne temiz olur. (Mecmua-i Cedide, s. 6).
21 - Soru: Yüzünde kan bulunan bir kılıç nasıl temizlenir. Arabistan çölü gibi su bulunmayan bir yerde, harp halinde bulunan askerin kılıcı kana bulanmış olsa temizliği nasıl olacak?
Cevap: O kılıcı toprağa sürtmek suretiyle kanı silinince kılıç temizlenmiş olur. Su ile yıkamaya hacet kalmadan ve bu kılıç üzerinde iken namaz kılınabilir. (Büyük İslam İlmihali, 2. kitap, md: 96/4).
22 - Soru: Ayakkabı ile hayvan damına gidiyoruz. Pabuçların altına bulaşan bu pisliğin temizlenmesinin yolu nedir? Zira bu ayakkabı ile zaman gelip cenaze namazı kılıyoruz. Bu hususu açıklar mısınız?
Cevap: Ayakkabının altında pislik bulunduğu sırada cenaze namazı kılınacak ise ayakkabı ayaktan çıkanlıp üstüne basmalı ve namazı öyle kılmalıdır. Durum böyle değilse pabuçlar yere sürtüle sürtüle, yani yürümekle temiz olur. (Büyük İslam İlmihali, 2. kitap; md: 96/5).
23 - Soru: Balık veya su içinde yaşayan hayvanlardan biri, suyun içinde ölmüş olsa su pislenmiş olur mu?
Cevap: Bunlar, eti yenmeyen cinsten olsa bile, ölüsü meyte (leş) kabul edilmediğinden suyu pisletmiş olmaz. Zira akıcı kanı bulunmayan hayvanın ölüsü meyte değildir.
24 - Soru: Yılan suyun içinde ölecek olsa suyu pisletir mi?
Cevap: Hayır, pisletmez.
25 - Soru: Ahırdan ve hamamdan çıkan buhardan meydana gelmiş damlacıklar, pis değil midir?
Cevap: Bunlardan kaçınmanın zorluğu sebebiyle istihsanen pis sayılmamıştır.
26 - Soru: Et veya ciğer, kurtlanmış olsa pislenmiş olur mu?
Cevap: Kurtlanıp yenilmeyecek hale gelmesi ayrı bir husus, pislenmesi ayrı bir iştir. Kurtlanması, sağlık yönünden istifade etmeyi engeller, fakat temiz olmaktan çıkarmaz. Kurtlanmış bir ciğer insan üzerinde iken namaz kılsa namaza engel olmaz.
27 - Soru: İşkembe, üzerindeki pislik temizlenmeden sıcak suya sokulacak olsa zararı olur mu?
Cevap: Su kaynama derecesine varmış ve işkembe onun içerisinde suyu içine alacak derecede bir müddet bırakılmış ise asla temiz olmaz. Şayet bu iki şart bulunmazsa, yani su kaynayacak dereceye gelmemiş veya işkembe onun içinde uzun bir müddet bırakılmamış ise yıkamakla temiz olur.
28 - Soru: Şarap ile pişirilmiş bir et, yıkamakla temiz olur mu?
Cevap: Asla temiz olmaz. Çünkü, pislik o etin her yerinde ve en küçük zerrelerine işlemiş olmaktadır.
- İbni Nüceym Fetvalarından: "Pis olan bir zeytinyağı, sabun yapılmakla temizliğine hükmolunur" (H.Ec. 1/6)
Açıklama: Herhangi bir murdar madde ile kirlenen zeytinyağı, sabun imalinde kullanmakla temiz olur. Çünkü sabun yapılan yağ, kimyevi bir istihale geçirmektedir.
- İbni Nüceym Fetvalarından: "Besmele çekilip kesilmeden ölmüş bulunan bir koyun veya ineğin memelerinde bulunan süt temizdir" (H.Ec. 1/6)
Açıklama: Kendi kendine ölmüş bir hayvanın eti murdardır. Fakat sütü temizdir. 
- İbni Nüceym Fetvalarından: "Maymunun su içtiği kapta kalan artık su temiz olmaz" (H.Ec. 1/6)
- Behce Fetvalanndan: "Unu, şarapla yoğrulmuş bir ekmek temiz değildir" (H.Ec. 1/7) 
Açıklama: Şarap, dört mezhebe göre pistir. Onunla karılmış olan hamur da pislenmiş olur. Hamurun pişmesi, pisliğini gidermez.
- Behce Fetvalarından: "Pislik bulaşan bakır tas, üç defa yıkanmakla temiz olur" (H.Ec. 1/7)
Açıklama: Pis bir kap, pisliğin eseri bulunan koku, cirim ve tad gibi şeyler kalmayacak şekilde yıkanır, damlalar kesilinceye kadar bekletilir ve bu usul üç defa tekrarlanınca temiz olur.
- İbni Nüceym Fetvalarından: "Namaz kılan kimsenin üzerinde dirhemden az bir pisliğin bulunması, namazın sıhhatine mani değildir" (H.Ec. c. 1/6)
Açıklama: Bir pisliğin yıkanmasının lüzumu ile namazın makbul olmasına engel olacak miktarının belirtilmesi hususları birbirine karıştırılmamalıdır. Bir pislik, ne kadar az olursa olsun yıkanacaktır. Bu hüküm, insan sağlığı ve içtimai ahlak bakımından zaruri bulunmaktadır. Ancak, dirhem miktarından az olan bir pislik, temizlenmeden önce namaz kılınacak olsa, miktarın azlığı ve insanların karşılaştığı zaruri durumlar dikkate alınarak, namazın sahih olmasına hükmedilmiş bulunmaktadır.
29 - Soru: Umre için yolculuk yapmıştım. Şam'a vardığımızda ucuz fiyatla elbise satın alanların durumu dikkatimi çekti. Dikiş fiyatından daha ucuz bir para ile takım elbise satın alıyorlardı. Kimi şahıs 5-6 takım, kimi de buna yakın elbise satın aldılar. Hani "bulan vermez" derler ya, bu söze haklılık kazandıran bir pazarlıktı. Ben de elbise satın almak istedim. Avrupalıların Filistin mültecileri için bağış olarak gönderdiği elbiseler olduğunu öğrenince içim çekmedi. Daha doğrusu, "Kimbilir, kimler giydi ve nasıl giydi?" diye tereddüde düştüm ve almaktan sarf-ı nazar ettim. Acaba bu elbiseler hakikaten benim düşündüğüm gibi pis midir? Eğer pis kabul edilecek ise nasıl temizleyebiliriz? 
Cevap: Üzerinde herhangi bir pisliğin eseri görülmezse "acaba" şüphesi ile bir şeyin pisliğine hüküm verilemez. Zira eşyada asıl olan temizliktir. Yakin, şek ile zail olmaz. Bu elbiseyi alıp kullanmakta bir mahzur yoktur. Avrupalıların îslami ölçülere uygun bir şekilde temizliğe riayet etmediği bilinmektedir. Bu noktadan hareket ile o elbisenin temiz olmadığına hüküm vermeye medar olamaz. Alıp almamak hususunda serbest bulunuyorsunuz. Pisliğine hüküm vermekte gelişi güzel kanaat yürütemezsiniz. Çünkü bir hükmün şer'i mesnede dayanması gerekir.
30 - Soru: Bir yere pislik dökülmüş olsa, sonradan yağan yağmurlar ile o yer yıkandığında temiz olur mu?
Cevap: Yağan yağmurların tesiri ile pisliğin eseri kalmazsa temiz olur.
31 - Soru: Bir küpün içinde şarap bulunurken boşalmış olsa, bunu temizlemek icabettiğinde nasıl bir yol takip etmek gerekir?
Cevap: İçine su doldurulur ve bu vaziyette bir müddet bekletilir. Sonra o su boşaltılıp temiz bir su doldurulur. O da bir vakit bekletildikten sonra dökülüp yenisi konulur. O da bir müddet küpün içinde bırakılıp sonra dökülür. Bu yolla küp temiz olur.
- Abdürrahim Fetvalarından: "Zeyd, abdest alıp silindiği mendil üzerinde iken namaz kılsa caiz olur" (H.Ec. 1/8)
Açıklama: Abdest alırken vücuttan ayrılan su, ma-i müsta'mel sayılırsa da vücuttaki yaşlık, kullanılmış su hükmünde değildir. Bu itibarla abdest uzuvlarının kurulandığı mendil, cepte iken kılınacak namazda kerahet yoktur.
- Abdürrahim Fetvalarından: "Şarap ile karıştırılıp yapılan ilacı vücuda sürüp onunla namaz kılmak caiz olmaz" (H.Ec. 1/8) 
Açıklama: Şarap, hem haram hem de necistir. İçinde şarap bulunan bir merhem, vücuda sürülecek olsa onunla namaz kılmak asla caiz olmaz.

Cevap: Mekruhtur. Önce yıkanmalı, daha sonra tıraş olmalıdır.





Tuvalet ve Banyo Adabı
1 - Soru: Hamama gitmek caiz midir? Şayet buna müsaade varsa dayandığı şartlar nelerdir? Bu hususta erkek ile kadın arasında bir fark var mıdır?
Cevap: Bir kimse, başka bir şahsın bulunduğu hamama girebilmesi için, altını göstermeyecek kalınlıkta bir peştemal ile, göbekten diz kapağının altına kadar olan kısmı örtmesi gerekir.
Peygamber (sav) bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: "Kim Allah'a (cc) ve ahiret gününe iman ederse peştemalsız olarak hamama girmesin." Dikkat edilirse, verilen bir müsaade, peştemale sarınılmış olarak girme şartına bağlanmıştır. Hadisin başlangıcında, Allah'a (cc) ve ahirete iman eden kimsenin bu yolda hareket etmesi gerektiğine işaret olunmaktadır. Bu mevzua açıklık getiren Hadis-i Şeriflerde, "ancak peştemal ile" kayd-ı ihtirazisi, gelişi güzel hamama girme serbestliğim ortadan kaldırmaktadır.
Hamama girecek kimse, bu hususa riayet etmekle beraber, hamamda bulunan diğer kimselerin de buna riayet edip etmediklerini dikkate alacaktır. Şayet onlar, açık-saçık bir halde bulunuyorlarsa ve söylendiği zaman söz kabul etmeyecek takımdan kimseler ise, onların bulundukları umumi yerde değil, hususi banyo kiralayıp orada yıkanması gerekecektir.
Kadınların hamama gitmesine gelince; Peygamber Efendimiz'in (sav) bir Hadis-i Şerifleri bu hususa açıklık getirmektedir. Şöyle ki: "Sizin için Acem diyarı feth olunacaktır. Orada, hamam denilen binalar göreceksiniz. Erkekler oraya peştemal ile (örtünerek) girsinler. Hasta ve lohusa kadınlardan başkasını oraya girmekten men ediniz." Hadis-i Şerifte gösterilen bir mazeret olmadıkça kadının hamama gitmesine müsaade edilmemiştir.
Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz başka bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar: "Kim Allah'a (cc) ve ahiret gününe iman ederse, peştemalsız olarak hamama girmesin. Kim Allah'a ve ahiret gününe inanırsa karısını hamama sokmasın." Muterem Peygamber Efendimiz'in (sav) Allah'a (cc) ve ahiret gününe inanma şartına bağlayarak getirdiği bu engellemeyi, diğer bir Hadis-i Şerif teşrih etmektedir: "Yapıların şerlisi hamamdır. Orada sesler yükseltilir, avret (olan mahal)ler açılır. Kim oraya girerse, ancak örtünmüş olarak girsin."
Dinimizin kabul ettiği bir mazereti bulunan kadın, hamamın herkese açık bulunan yerinde değil de hususi olarak tuttuğu bir banyoda yıkanmalıdır. Böylelikle, kimse onun avret mahallini görmemiş, kendisi de başkasının avret mahalline bakmamış olur. Bu imkana sahip olmayan kadının, evinde yıkanması en doğru yoldur.
Müslüman bir kadının, avret sayılan uzuvlarını, gayrimüslim kadınların önünde açması helal değildir. Zira Cenab-ı Hak (cc), bir Ayet-i Kerimede, "kendi kadınları" buyurmaktadır. Bundan maksadın Müslüman kadınlar olduğu tefsirlerde açıklanmaktadır. Hazret-i Ömer (ra) Efendimiz, "Allah'a (cc) ve ahiret gününe inanan bir kadının, Allah'a (cc) eş tutan bir kadının yanında başörtüsünü açması helal değildir" buyurmuştur. Hak ile batılı, keskin çizgilerle ve kesin ifade ile ayıran Hazret-i Faruk, başörtüsünü açmaya müsaade etmemiştir. Zamanımızın kadını, çıplaklık yarışında üzerinden atmadık çok az şey bırakmış ve açık bıraktığı yerler, kapalı kısımlardan fazla bir duruma gelmiştir.
Hazret-i Ömer (ra), Ebu Ubeyde bin Cerrah'a (ra) yazmış olduğu bir emirnamede şöyle talimat vermiştir: "Bana (şöyle bir haber) ulaştı: Gayrimüslim kadınlar, Müslüman kadınlarla birlikte hamama giriyorlarmış. Bu davranışa engel ol ve aralarına perde çek. Çünkü, soyunmuş bulunan Müslüman bir kadını, gayrimüslim bir kadının görmesi caiz değildir." İbni Abbas (ra) da şöyle buyurmaktadır: "Müslüman bir kadını, Yahudi ve Hıristiyan kadınların görmesi helal değildir. (Müslüman kadınların mahrem yerlerini) kocalarına anlatmamaları için (bu yasaklanmış)tır.
Fazilet sahibi Müslüman bir kadının, fahişe bir kadının bulunduğu yerde de aynı dikkati göstermesi gerekir. Zira düşük ahlaklı bir kadın, kendisiyle zina eden erkeklere, bu kadının güzelliklerini vazfederek bir yuvanın yıkılmasına sebep olabilir.
Ebu Ubeyde bin Cerrah (ra) şöyle demiştir: "Yüzünü beyazlaştırmaktan başka bir dileği olmaksızın, özürsüz olarak hamama giren herhangi bir kadının, yüzlerin ağardığı günde yüzünü Allah karartacaktır." Bir şairimiz ne güzel ifade etmiş:
Tinetin napak iken, girme çık germabe'den
Evvela tathir-i kalp et, sonra tathir-i beden
2 - Soru: Erkekler veya kadınlar hamama girdikleri vakit avret mahallerini açabilirler mi?
Cevap: Açamazlar. Banyo yapılan yer, 5 arşın kare veya daha fazla olursa avret mahallerini kapalı bulundurmak şarttır.
3 - Soru: Kıbleye karşı küçük veya büyük abdest bozmanın hatalı olup olmadığını açıklayınız?
Cevap: Elbette hatalıdır ve bunu sormak bile zaittir. Harama yakın bir mekruhtur.
4 - Soru: Dikilmiş halde iken bevil yapmak, acele bir iş bulunması halinde caiz olur mu?
Cevap: İşin ve çişin acele olması, şer'i hükümleri ihmale delil ve müsaade olarak alınamaz. Ayağında sakatlığı bulunmayan bir kimsenin dikildiği yerden abdest bozması caiz görülemez.
5 - Soru: 500 liralıkların üzerindeki resimde Ayet-i Kerime göze çarpmaktadır. Buna göre ayete yapılması gereken hürmet yapılmamakta ve tuvalet dahil meşru olmayan yerlerde kullanılmaktadır. Bu sebeple bazen mecbur kaldığım ve belden aşağıya koyduğum veya bu para üzerimde iken tuvalete girdiğim oluyor. Bunun bir mahzuru var mı, ne yapmamız gerekir? 
Cevap: 500 TL'nin üzerinde bulunan ayet sebebiyle, onunla helaya girmemeli ve abdestsiz el sürülmemelidir.
6 - Soru: Tuvalete tükürmek nasıl bir harekettir?
Cevap: Bu davranış, doğru görülmeyen bir harekettir. Tükrüğün içinde ekmek kınntısı ve yemek artığı bulunabileceğinden bundan sakınmalıdır.
7 - Behce Fetvalarından: "Helada abdest alana tesbihatı (ve duaları) terk etmek gerekir" (H.Ec. 1/5)
Açıklama: Zaruret halinde helada abdest alınabilir. Tren yolculuğunda olduğu gibi. Ancak, helanın kirli bir yer olması sebebiyle abdestle ilgili duaları okumamak icap eder.
8 - Soru: Erkek ve kadın, kimsenin bulunmadığı bir yerde yıkanırken tamamen çıplak olarak bulunabilir mi?
Cevap: Meleklerden haya edip böyle yakışıksız bir duruma düşmemelidir.
9 - Soru: Tuvaletin içinde veya çok yakınında Allah'ın (cc) ismi söylenir mi? Bu hususu açıklarsanız memnun kalırım?
Cevap: Tuvaletin ancak dış kısmında Cenab-ı Hakk'ın adını anmakta bir mahzur yoktur. Fakat helanın içinde Allah'ın(cc) adını anmak doğru değildir. Mahallin pisliği itibariyle Rabbimizin mübarek isminin orada anılması doğru görülmemektedir.


  Teyemmüm
1 - Soru: Kireç ile teyemmüm yapmak caiz olur mu?
Cevap: Evet, kireç ve alçı ile teyemmüm yapılabilir. Zira bunlar yer cinsindendir. (Nimetü'l-İslam, 136)
2 - Soru: Bir şahıs, gusül abdesti yerine teyemmüm etmiş olsa ve bununla namazını kılsa ve daha sonra suyu bulsa yeniden gusül etmesi gerekir mi? Bu kimsenin teyemmüm ile kıldığı namazlarını iade etmesi gerekir mi?
Cevap: Gusül abdesti alır ve fakat namazları kaza etmesi gerekmez. (Büyük İslam İlmihali, Taharet bahsi, madde 229)
3 - Soru: Su ile abdest almış olan bir kimsenin teyemmüm eden kimseye iktidası sahih mi?
Cevap: Evet, abdest alanın teyemmüm eden kimseye iktidası sahihdir. Meğer ki o, bir özrü sebebiyle değil de, suyu bulamaması veya suyu kullanmakta bir mahzurun bulunması sebebiyle teyemmüm etmiş bulunsun.
4 - Soru: Su bulamayan kimsenin yanında zemzem olsa teyemmüm yapabilir mi?
Cevap: Teyemmüm edemez. Zira zemzem bu cevazı engeller.
5 -  Soru: Yanık toprak ile teyemmüm yapılabilir mi?
Cevap: Evet, yapılabilir.
6 - Soru: Kaya tuzu, yerden çıktığına göre onunla teyemmüm yapılabilir mi?
Cevap: Evet, yapılmasında hiçbir engel yoktur.
7 - Soru: Yaş çamur ile teyemmüm yapılır mı?
Cevap: Yaş çamur, teyemmüme elverişli değildir.
- Behce Fetvalarından: "Teyemmüm olunmuş bir yer üzerinde (tekrar) teyemmüm yapılır" (H.Ec. 1/6)
Açıklama: Toprak, teyemmüm yapmakla müstamel hükmünü almaz. Aynı yer üzerinde mükerrer olarak teyemmüm yapılabilir.

 
  Bugün 3 ziyaretçi (3 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Hüseyin Küçük'ün Profili
Hüseyin Küçük'ün Facebook Profili
Profil Kartını Oluştur