HÜSEYİN KÜÇÜK
  OSMANLICA YAZI YAZMANIN EHEMMİYETİ NEDİR???
 

OSMANLICA YAZI YAZMANIN EHEMMİYETİ İLE ALAKALI

 

 

                 -1- (ev kemâ kâl). Yani, "Mahşerde ulema-i hakikatin sarf ettikleri mürekkep şehidlerin kanıyla muvazene edilir, o kıymette olur."

 

 

 

      -2- (ev kemâ kâl). Yani, "Bid'aların ve dalâletlerin istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyyeye ve hakikat-i Kur'âniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehid sevabını kazanabilir."

 

 


Güzel yazı yazmak, Allah'ın verdiği aklın mahsulü olmakla, İlahî nîmetlerin büyüklerindendir.

Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerim'de meâlen:
“Ve kalem ve ehl-i kalemin satıra dizdikleri ve dizecekleri hakkı için” (Kalem Sûresi, 1) buyurarak kaleme ve onun yazdıklarına kasem buyurmuştur.

Hakikatlerin muhafazasında ve yeni nesillere naklinde yazının ehemmiyeti çok büyüktür. Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet-i nebeviye başta olmak üzere, din ilimlerinin kıyamete kadar devamında yazının büyük ehemmiyeti vardır.

Medeniyet, insanların bilgi ve tecrübelerini yeni nesillere aktarması ile inkişaf eder gelişir. Bu da yazı ile mümkündür. Bu sebeple dînimiz, kâtibe, kaleme, kağıt-defter ve kitaba büyük ehemmiyet vermiştir.

 

KISSA 

Ahmet yaşar hoca efendi (istanbulda Anadolu bölgesi yazı hocası) anlatıyor:daha talebeydim kütüphaneye kitap almaya giderdim. Bir gün giitğimde kitapçıda yaşlı sakallı bir adam oturuyordu: ilk defa görüyorum merak ettim yanına doğru gittim konuşmak istedim. Ve ona Arapça konuşmaya başladım daha yeni yeni öğreniyoruz  o zamanlar Arapçayı. Ve meraklıyızda neyse biraz konuştuk muhabbet ettik: ve biz konuşurken de bakıyorumda adam benle konuştuklarını cebinden çıkardığı not defterine not ediyor. Dikkatimi çekti ve çaktırmadan göz ucu ile bakıyorum. Bende adamı Arapça veya Osmanlıca yazıyor sanıyorum ve biraz daha dikkatli baktım yazdığı yazı ne Arapçaya nede ozmanlıcaya benziyor ben hiç öyle bir yazı görmedim daha doğrusu ve çook merek ettim. Ve muhabbetimiz biraz daha ilerledikten sonra ne iş yaptığını  sordum yani nerde kimin şeyhi siniz demek istedim: . Bu yaşli sakallı adamı ben şeyh falan sanıyorum tabiî ki. (olayın geçtiği yer adana) yaşlı adam ben falanca yerde kilisede papazım demesinmi???? adam papazmış??.Ve öğrendimki adamın yazdığı yazıda taaaaaa Arapçanın kullanılmaya başlandığı zamanlarda çok zor olduğu için (yazı ve okuma bakımından) insanlar zorluk çektiklerinden terk edip tek tük kişiler bilip ve bir müddet sonrada unutulan İBRANİCE yazısını yazıyor konuşuyor okuyormuş…. Ben bunu öğrendikten sonra kendimden utandım daha dinimiz dilimiz olan arap alfabesini okuyup yazamıyan bir toplumuz.Yazı=din demektir.buda iman meselesidir. Herkes imanı kuvvatince yazıya ehemmiyet verir.işte unutulan bir dil İbranice ve bu adam nasıl sahip çıkıyor diline yazısına. Bizim dilimiz:kuranı kerim Arapçadır,peygamber efendimiz araptır.bizim yazımız en kolay olanıdır biz sadece  biraz umursamazız…. Yazının önemi büyüktür onun için gelin Osmanlıca yazıya elbirlik  kendimizi alıştıralım.

Peygamber Efendimiz (asm), Bedir’de esir edilenlerden okuma yazma bilenleri, Müslümanlardan on kişiye okuma-yazma öğretmeleri karşılığında, serbest bırakmışlardır. Önceleri 40 kişi civarında olan vahiy kâtiplerinin sayısı 120'ye kadar çıkmıştır.

Bir gün Peygamber Efendimiz Ashâbıyla sohbet ederken, yanında bulunanlardan
Hz. Hilâl (ra)’a : “Divitin yanında mı?”, diye sormuşlar. Onun hayır demesi üzerine: “Yâ Hilâl, Diviti (kalemi) yanından ayırma, zîrâ kıyâmete kadar hayır divittedir”, buyurmuşlardır.

Yazıda dikkat edilmesi îcâbeden hususlardan biri yazının güzel ve düzgün olmasıdır. Güzel yazı, yazanın ruhunun huzur ve sükûnunu aksettirir ve okuyanı rahatlatır. Sinirli ve acele yazılan bir yazı hemen belli olur.
Okuyanı rahatsız eder. Yazandan başkasının okuyamadığı bir yazının, sahibinden başkasına faydası olmaz. Yanlış, anlamalara sebepolacak imlâ ve harf hatalarından sakınmak îcâbeder. Yanlış bir noktanın bile yanlış mânâlara sebep olabileceği ehlince malumdur.

Güzel yazı rızık genişliğine sebep olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurur: “Size hüsn-i hattı (güzel yazıyı) tavsiye ederim, zira o, rızkın anahtarıdır. Evlatlarınıza yazıyı öğreterek ikramda bulunun. O en mühim işlerdendir.” (Rûhu’l-Beyân, 7/314)

Milletlerin tarihleri onların hafızasıdır. Tarihi ve kültürüyle bağlarını koparan bir millet hafızasını kaybeden kimse gibi şaşkın olur. Ecdâdımızın bin bir emekle mum ışığında yazdığı muazzam eserler, kütüphanelerin tozlu raflarında Müslümanların alakasını beklemektedir. Bu kitaplardan istifâde, İslâm harflerini bilmekle mümkündür. Bu hususta ihmal ve gevşeklik büyük mesuliyeti mûcibdir. Büyüklerimizin emsalsiz eserlerini okuyup anlayabilmek için Osmanlıcayı okumaya ve anlamaya gayret göstermek icâbeder.

                                

Eğer şöyle bir soru soracak olursak:

Hangisi Daha Çabuk Yazılır?

Sürat-i kitabet (yazma hızı) meselesi ise, mesainin ilmî cihetten tetkiki nokta-i nazarından şu tarzda tahlil edilebilir;

l — Latin harflerinin yazı hadisesinde (meselâ o, b, i harflerinde olduğu gibi) yazan elin hareket istikâmeti saat akrebi hareket istikâmetine karşı istikâmettir. Satırın soldan sağa istikâmeti de aynı istikâmettir. Arab yazısında ise ekseriya yazan elin hareket istikâmeti tam saat akrebi hareket istikâmetine mutabıktır. Satırın sağdan sola istikâmeti de aynı istikâmettir. Tezgâh başında oturan işçinin yahut terzi kadının makinayı eli ile nasıl çevirdiğine dikkat edersek görürüz ki, bu hareketlerin kaffesi saat akrebi hareketi istikâmetinde cereyan ediyor. Umumen mesai hadisesinde mükerrer dairevî beyzî (ovale) hareketler icra edilirken, meselâ iğne ile dikiş dikilirken, yorgan örülürken insanın eli daima saat akrebi hareketi istikâmetinde hareket ediyor. Eğer meselâ makina buna karşı istikâmette çevrilirse el pek çabuk yoruluyor.........hacazade.tr.gg

 
  Bugün 7 ziyaretçi (23 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Hüseyin Küçük'ün Profili
Hüseyin Küçük'ün Facebook Profili
Profil Kartını Oluştur