HÜSEYİN KÜÇÜK
  ORUÇ İBADETİ
 

 Oruç Nasıl Tutulur Niyet Nasıl Edilir?
1 - Oruçta farz olan niyet neden ibarettir?
Cevap: Oruçlu olduğunu kalben bilmektir.
2 - Soru: O halde oruca dil ile niyete lüzum var mı, varsa dil ile niyetin hükmü nedir?
Cevap: Dil ile niyetin hükmü sünnettir. Bu unutulacak olsa, orucun sıhhatine engel teşkil etmez.
3 - Soru: Bir kimse dil ile yaptığı niyette "İnşaallah" kaydını kullanırsa niyeti sahih olur mu?
Cevap: Bir kimse, "Ben inşa Allah yarın oruç tutacağım" diye niyet etse bu niyet ile tutulan oruç sahih olur.
4 - Soru: Bir kimse, "Davete çağırılırsam iftar etmeye, çağrılmazsam oruç tutmaya niyet ettim" dese bu niyet ile oruç sahih olur mu?
Cevap: Böyle bir niyet ile oruçlu olmaz.
5 - Soru: Niyetleri geceden yapılması ve tayin edilmesi şart olmayan oruçlar hangisidir?
Cevap: Ramazan edası, zamanı belirtilmiş adak orucu ve nafile oruçlardan ibaret olmak üzere üçtür. Bu oruçlara, gecenin herhangi bir cüz'ünden gündüzün yarısına kadar niyet edilebilir.
6 - Soru: Norveç'te yazın Ramazan'a yakın ve Ramazan içinde, geceler 2.5 saate kadar iniyor. İftarı yapınca sahura az bir vakit kalıyor. Oruca iftardaki yemekle mi niyetlenmek lazım, yoksa ayrı yemek mi yemek gerekir? İftardan iftara 24 saat oluyor. Bu durumda nasıl hareket etmemiz gerekir? 
Cevap: Ertesi günü oruca dayanacak kadar yemek suretiyle orucunuzu tutunuz. İster iftar yemeğinde, ister sahur yemeğinde oruca niyet edebilirsiniz. Günlerin uzunluğu ve işlerin ağırlığı karşısında orucu tutmanızı zorlaştıran engelleri aşmalısınız. Çok çaresiz kalırsanız, izin alıp orucunuzu yine tutmanız gerekir. İş için ibadet ne ihmal ne de terk edilebilir.
7 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Ramazan'da niyeti geceden yapmayı unutup, gündüz, zevalden önce niyet etse orucu sahih olur" (H.Ec. 1/23)
Açıklama: Niyet, orucun farzlarındandır. Bu niyetin ilk vakti imsak, son vakti ise zeval vaktidir. İmsaktan önce, geceleyin, hatta iftar sofrasında iken ertesi günün orucuna niyet edilebilir. Fakat, zeval vaktinden sonra niyet edilemez.
8 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Oruç tutayım diye akşamdan niyet edip daha sonra oruç tutmamak üzere niyetinden dönse, bu dönüş sahih olup kaza lazım gelmez" (H.Ec. 1/22) 
Açıklama: Tanyeri ağarasıya kadar niyete sebat edilebileceği gibi, karardan dönülebilir. İmsak vakti olduğunda hangi niyet üzere bulunuyor idiyse ona göre devam etmek gerekir. Niyetten dönüş, İmsaktan önce olduğu için kaza lazım gelmez.
9 - Soru: Hangi oruçların niyetlerinin geceden yapılması ve tayin edilmesi şarttır?
Cevap: Dört türlü oruç vardır ki, bunların niyetlerinin hem geceden yapılması hem de niyetlerinin belirtilmesi şarttır. Bunlar: Ramazan orucunun kazası, bozduğu nafile ile orucun kazası, her türlü kefaret oruçları ile mutlak adak oruçlarıdır.
10 - Soru: Oruçlu bir kimseye tayyare ile yolculuk yaparken, kendi memleketinin iftar saatine göre mi iftar edecektir?
Cevap: Tayyarede seyrederken güneşin batması ile olacaktır. Tayyare, hızla güneşin battığı istikamete doğru seyrederse, iftar da ona göre uzamış olacaktır. O kimse bir yerde kararlı olmadığı için, herhangi bir yerin iftar saat ve dakikası esas alınarak iftar edilmesi doğru olmaz. Tayyare yere inerse ve o mahallin arzına göre iftar vakti gelmiş ise veya biraz önce ifade ettiğimiz gibi tayyarenin seyri sırasında güneş batar, kaybolursa iftar yapılabilir.


   Oruç Kimlere Farzdır?
1 - Soru: Orucun dini hükümlere göre tefsiri ve açıklaması nasıldır?
Cevap: Oruç, tanyerinin ağardığı sabah vaktinden güneşin batması zamanına kadar, oruca ehil bulunan kimsenin Cenab-ı Hakk'a yakınlık niyeti ile yemeyi, içmeyi ve cinsi mukareneti terk etmesinden ibarettir.
2 - Soru: Orucun şartları kaçtır ve nelerdir?
Cevap: Orucun üç nevi şartı vardır:
a) Vücubun şartları: İslam, akıl ve buluğ çağına ermiş olmaktır.
b) Edanın vacib olmasının şartları: Sıhhat ve mukim olmaktır.
c) Edanın sahih olmasının şartı: Niyet ve (kadınların) adet ve lohusalık gibi hallerden temizlenmiş olmasıdır.
3 - Soru: Bir kimseye oruç ne zaman farz olur? Akıl baliğ olmayan çocuğa farz olur mu?
Cevap: Erkeklik ve kadınlık çağına girmekle bu farziyet başlamış olur. Akıllı olmayan ve buluğ çağına ulaşmayan deli ve çocuk üzerinde oruç mükellefiyeti yoktur.
4 - Soru: Yeraltında çalışan bir işçi (oruç tutulması çok zor olduğu için) Ramazan ayında doktordan rapor alsa da orucunu tutsa, caiz olur mu ve çalışmadığı halde raporlu olarak aldığı para halal olur mu?
Cevap: Tuttuğu oruç ile borcu ödenir. Fakat aldığı para helal olmaz. Çünkü sağlam iken rapor ve çalışmadan para alması caiz olmaz. Böyle bir kimsenin Ramazan ayında oruç tutmak için izin alması en doğru bir yoldur.
5 - Soru: Bir kadın oruç tutmaya niyetlendikten sonra ve fakat iftar olmadan hayız görse, oruç tutmaya devam etmesi mi, etmemesi mi hayırlıdır?
Cevap: Oruç bozulmuş olduğuna göre, oruçlu gibi davranmasının bir manası ve faydası yoktur. Orucu yemesi gerekir. (Büyük İslam îlmihali, Oruç bahsi, madde: 160/7)
6 - Soru: Bir hadis-i kudside Cenab-ı Hak, kulun diğer amelleri yanında, oruca daha büyük fazilet tanıyarak, orucun karşılığı olan mükafatı bizzat kendisinin vereceğini vaadediyor. Bu hadis-i kudsinin Türkçesini yazar mısınız?
Cevap: Bahsi geçen hadis-i kudsinin metni: "Küllü amelibni ademe lehü illessıyame fi innehü lî ve ene eczî bih" olup, Türkçe meali ise: "Ademoğlunun her işi kendisi içindir, oruç bundan müstesna, zira o. Benim içindir, onun mükafatını da Ben vereceğim" şeklindedir.
7 - Soru: Bizden önceki kavimlere farz olan oruç, bizim tuttuğumuz bir aylık Ramazan orucu muydu, yoksa başka bir oruç muydu?
Cevap: Oruç ibadetinin diğer ümmetlere de farz olduğunu biliyoruz. Ancak onların tuttuğu orucun zamanı ve gün sayısı bakımından arada bazı farklar mevcuttur. Orucun farz olduğunu bildiren ayet-i kerimede, "Sizden evvelkilere farz kılındığı gibi" buyurulması teşbihin farz olma noktasında bulunduğunu göstermektedir.
8 - Soru: Bir kadının midesi, 7-8 senedir ağrıyor. Ayrıca içerden kan geliyor. Bu kadının oruç tutmasında zorluk oluyor. Yerine ne yapmalıdır?
Cevap: Hastalığı geçtiğinde tutacaktır. Hastalık devam ettikçe tehir edebilir.
10 - Soru: Ramazan orucunu sefer halinde tutuyorken bozsam, bundan dolayı kaza mı yoksa kaza ve kefaret mi lazım gelir?
Cevap: Sadece kaza lazım gelir. (Nimetü'l-İslam, 2. kısım, s. 50)
11 - Soru: Dünyanın öyle yerleri var ki, gece ve gündüz, altı ay devam etmektedir. Bu gibi yerlerde oruç tutulacak olsa, vakit nasıl tayin edilecek?
Cevap: Kutup bölgesine yakın bulunan ve 24 saatlik gece ve gündüzü mevcut bir beldenin namaz vakitleri tesbit edilip, saati geldiğinde vaktin namazı kılınır. Bu ölçü 24 saatte beş vakit namaz eda edilir. O şehirdeki Ramazan günlerinin imsak ve iftar vakitleri esas alınarak, o kadarlık bir zaman, ihtiyaten oruç tutulur. Her ne kadar vakit, namazın bir şartı ve sebebi ise de, namazın asıl sebebi Rabbimizin biz kullarına olan İlahi hitabıdır. (Büyük İslam İlmihali, Namazla ilgili bölüm, madde: 58)
12 - Netice Fetvalarından: "Ramazan'ın evvelinde doğum yapan ve on gün geçmesiyle lohusalık kanı kesilen Hind, oruçlu olur" (H.Ec. c. 1/22)
Açıklama: Lahusalığın son bulması için en son müddet kırk gündür. Fakat en azı için bir müddet yoktur. Bu itibarla, fetvada ifade edildiği üzere, nifas kanı kesilip temizlenince, başkaca bir engel ve mazereti yoksa orucunu tutar.
13 - Ali Efendi Fetvalarından: "Oruç tutmaktan aciz ihtiyar kişiye, iftar edip (her oruca karşılık bir) fidye vermek caiz olur" (H.Ec. 1/23)
Açıklama: Oruç tutmaya gücü yetmeyen çok yaşlı ihtiyar kimsenin vücudunda ölesiye kadar, tedrici bir zayıflama ve eksiklik olur. Bu kimse, devamlı olarak inkıraza uğramakta ve güç kaybına maruz bulunmaktadır. Böyle bir ihtiyara orucuna bedel fidye vermesi, dinimizin gösterdiği kolaylıklardandır.
14 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Hasta, oruç tuttuğu takdirde, hastalığının şiddetlenmesinden korksa, oruç tutmamak mubah olur" (H.Ec. 1/22) 
Açıklama: Bu korku, ya Müslüman ve mütehassıs bir doktorun haber vermesi veya hastanın kendi tecrübesi ile sabit olmalıdır. Yoksa bir vehim ve kuruntu, orucun tehirine mesnet olamaz.
15 - Abdürrahim Fetvalarından: "Misafire Ramazan gününde oruçlu olmak, iftardan evladır" (H.Ec. 1/22)
Açıklama: Doksan kilometrelik bir yere yolculuk yapan kimsenin oruç tutmaması, dinimizin tanıdığı bir ruhsat; oruçlu olmak ise azimettir. Yolculuğa çıkanın oruç tutmamasına fetva varsa da tutması takva ile amel etmektir.
16 - Abdürrahim Fetvalarından: "Hastalığı geçen ve fakat zayıflığı devam ederken Ramazan'a giren bir kimsenin oruç tutması halinde hastalığın geri gelmesine kuvvetli bir zannı olsa iftar mubah olur" (H.Ec. 1/22)
17 - Netice Fetvalarından: "Mukim olan kimse, sabaha çıkınca (90 km'lik) uzak biryere gitmek için yola çıksa orucunu tamamlaması gerekir" (H.Ec. 1/22)
Açıklama: Yolculuğa çıkacak kimse, akşamdan oruca niyet etmeyebilir. Fakat oruca niyet ettikten sonra, sefere çıkmaya karar verse, orucunu tamamlaması gerekir.
18 - Soru: "Ağır işlerde çalışan kimseler. Ramazan oruçlarını kazaya bırakabilir mi?" sorusuna, "Ramazan'ın hasat mevsimine rastlaması ve zamanında kaldırılmaması halinde mahsulün zarar görmesi gibi durumlarda, oruç tutmak bu işlerin yapılmasına engel oluyorsa Ramazan orucunu kazaya bırakmak caizdir" deniliyor. Bu fikre ne dersiniz?
Cevap: Bu fikir asla doğru değildir. Müslüman kimsenin, çalışacağı işi ibadetlerine engel olmayacak şekilde ayarlaması gerekir. Kendi işi ise yavaş yavaş veya gece yapar. Zorunlu kalmadıkça, çok istisnai durumlar haricinde oruç tehir edilemez.
19 - Soru: Oruç bugünkü şekli ile ne zaman farz kılınmıştır?
Cevap: Peygamber Efendimiz'in Medine-i Münevvere'ye hicretinden bir-buçuk sene sonra Şaban ayının onuncu günü farz kılınmıştır.
20 - Soru: Bir kimse oruç tutmaktan ve aynı zamanda fidye vermekten de aciz olursa üzerinden oruç sakıt olur mu?
Cevap: Oruç tutmaktan aciz bulunan bir ihtiyar, fidye vermekten de aciz bulunuyorsa, bu imkan (para) eline geçince fidyeleri ödemesi gerekir. Buna da fırsat bulamasa, malından ödenmesi için vasiyet eder.
21 - Soru: Bazı maden işçilerinin işe gidip aynı zamanda oruç tutması imkansız. Bu durumda, Ramazan'da oruç tutabilmek için istirahat alınabilir mi?
Cevap: İstirahatli iken ücret almayacak iseniz, istirahat alabilirsiniz. Aksi halde izin almanız gerekir.




 Orucu Bozan-Bozmayan Şeyler
1 - Soru: Ramazan'da sakız çiğnemekte bir mahzur var mıdır?
Cevap: Oruçlu kimsenin evvelce çiğnenmiş olan sakızı çiğnemesi mekruh olup, yeni alınmış bir sakızı çiğnemesi ise asla caiz değildir. Hele içinde tat ve koku bulunan çikletleri çiğnemek oruç için tehlikelidir.
2 - Soru: Bir kişinin damağında yara olduğu halde oruç tutuyor. Bu yaradan çıkan suların tükrüğüne karışıp karışmadığına şüphe ediyor. O kimsenin orucu nasıl oluyor?
Cevap: Ağız içi, oruç tutmakta vücudun bir kısmından sayılmıştır. Bu itibarla tükrüğün yutulması ile oruç bozulmaz. Şüphe ile hüküm vermek mümkün değildir. Farkına vardığı zaman tükrüğünü dışarı atmalı ve orucunu tutmaya devam etmelidir. Zira ağız, bedenin iç kısmındadır.
3 - Soru: Oruçlu iken dişleri misvaklamak oruca zarar verir mi?
Cevap: Misvak zarar vermez. Diş macunu kullanarak fırçalamak (özellikle günümüzdeki kokulu ve özel katkı maddeleri içeren diş macunları) zarar verir.
4 - Soru: Bir şahıs sahur yemeğini takiben ve şafak söktükten sonra veya gündüz ihtilam olsa gününe gün oruç tutmak gerekir mi?
Cevap: Rüyada ihtilam (hamamcı) olmak suretiyle ancak gusül lazım gelir ve fakat oruç bozulmaz, isterse bu hal gündüz uykusu sırasında vuku bulsun, hüküm aynıdır.
5 - Soru: Bir şahıs sahur yemeğini yiyip, niyetlenip sonra yatsa ve fakat şafak sökmeden önce ailesi ile cinsi münasebette bulunabilir mi?
Cevap: Oruç için yapılan niyetin hükmü tanyerinin ağarmasıyla başlar, daha önce niyet edilmesi halinde tanyeri ağarasıya kadar yiyip içebilir ve eşi ile cinsi münasebette bulunabilir. Zira bunları yasaklayan zaman (imsak vakti) henüz girmemiştir.
6 - Soru: Oruçlu iken, havanın bunaltıcı sıcağından dolayı, serinlemek için su dolu küvete oturmakta bir sakınca var mıdır?
Cevap: Su dolu küvete oturmak yerine, başınızdan duş veya dökmek suretiyle su akıtmak daha ihtiyatlı bir hareket olur.
7 - Soru: İğne yaptırmak orucu bozar mı?
Cevap: Bu hususta verilecek hükme medar olacak mahiyette iki ölçü vardır: İmam Ebu Hanife Hazretleri, vücuda bir şeyin girmesini orucun bozulması için yeterli görmüştür. İmameyn diye ifade ettiğimiz İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed, o şeyin, yaratılış itibariyle bir şeyi dışarıdan içeriye gönderebilecek yollardan birinden vücuda girmesini şart koşmuşlardır. İmam-ı Azam, bir şeyin sadece vücudun içerisine girmesine itibar etmiştir. Bu noktadan hareketle hükme varıldığında, bir dikenin veya bir demir parçasının derinin altına girip tamamen kaybolması ile orucun bozulacağına hüküm verilmiştir. "Tamamen kaybolması" kayd-ı ihtirazisi dikkatten uzak tutulmamalı ve bir ucu dışarda bulunan diken ile orucun bozulmayacağını unutmamalıdır. İğne meselesine bu ölçüler muvacehesinde eğildiğimiz zaman İmameyn'e göre orucun bozulmaması anlaşılmakta ise de, İmam-ı Azam Hazretleri'ne göre orucun bozulacağı neticesine varılmaktadır.
Bu durum karşısında oruçlu nasıl hareket etmelidir? Hayati bir tehlike yoksa, iğnesini iftar ile imsak arasında, müsait bir zamanda yaptırmalıdır. Fakat zaruret ve hayati tehlike arzeden vakalar karşısında iğneyi yaptırmalı, Ramazan ayından sonra gününe karşılık orucunu kaza etmelidir, ihtiyata uygun olan yol budur.
Fetva ile amel zaruretini gerektiren durum olmadıkça, takva ile amelin daha elverişli olacağı hatırdan çıkarılmamalıdır. Zamanımızın halkı arasında ilimleri ve hükümleri ile halkın kabulüne ve itimadına mazhar olmuş iki alimin görüşleri de bu ihtiyat yolunu takviye etmektedir. Şöyle ki: Elmalılı tefsiri sahibi Muhammed Yazır, Hak Dini Kur'an Dili adlı tefsirinin birinci cildinin 626. sayfasında; Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali'nin Oruçla ilgili kitabının 125. maddesinde orucun iğne ile bozulacağı fikrinde olduklarını ve hükümlerini de bu istikamette verdiklerini açıklamışlardır. Ahmet Hamdi Akseki gibi, bazı ilim erbabının iğne ile orucun bozulmayacağına dair hükmü, mesnedsiz değilse de, ihtiyata muvafık olan birinci yol kadar selametli görülmemektedir. Allah kendilerinden razı olsun.
8 - Ali Efendi Fetvalarından: "Ramazan ayının gündüzünde bayılan kimsenin orucu bozulmuş olmaz" (H.Ec. 1/22)
9 - Ali Efendi Fetvalarından: "Oruçlu bulunan kimse, bir çaya dalıp yıkansa boğazına su gitmediği takdirde orucu bozulmaz" (H.Ec. 1/22)
Açıklama: Bazı kimseler, bu fetvayı kıyas noktası kabul ederek zamanımızın plajlarını mahzursuz görmektedirler. Bu kanaat yanlıştır. Çünkü, çaya girmekle denizde yüzmek arasında fark vardır. "Kadın ve erkeğin bir arada yıkandıkları açık hava hamamı" demek olan plaj, değil oruçlu iken, diğer günlerde bile bir mü'minin uğrayacağı yerlerden değildir.
10 - Behce Fetvalarından: "Oruçlu, Ramazan'da, gündüzün kulağına su damlatsa orucu bozulmaz" (H.Ec. 1/22)
11 - Soru: Bir kimse esans veya gül gibi bir çiçek koklasa oruca zararı var mıdır?
Cevap: Oruca bir zararı olmadığı gibi, mekruh da değildir.
12 - Soru: Oruçlunun ağzındaki tükürüğü yutmasında bir zarar var mıdır?
Cevap: Orucu bozmaz. Tükrüğü ağzında biriktirerek yutacak olursa bunda kerahet vardır.
13 - Soru: Oruçlu bir kimse, çok sıcak havalarda veya sıcak iklimlerde fanilasını ıslatıp da sırtına giyecek olsa bunda bir kerahet var mıdır?
Cevap: Bazı kimseler, oruçtan acizleniyormuş gibi bir mana ifade eder, diye yapılmamasını söylemişlerse de, açlığın ve sıcağın tesiri ile arız olan aczi gidermeye yaradığı için kerahet ihtimali yoktur.
14 - Soru: Bir şahıs oruçlu iken gül veya esans koklayabilir mi?
Cevap: Koku sürünmenin oruca bir zararı yoktur, koklayabilir.
15 - Soru: Kulağa damlatılan bir su veya yağ orucu bozar mı?
Cevap: Suyun kulağa damlatılması orucu bozmazsa da yağın damlatılması orucu bozar.
16 - Soru: İnsan terlediği zaman, mesamet teri dışarı atıyor. Aynı kanaldan içeriye gidecek su orucu bozmaz mı?
Cevap: Akla müracaat edildiği zaman öyle sanılıyorsa da, dini kaynaklar bunun aksini ortaya koymaktadır. Mesamet, içerden dışarı ifrazat yaparsa da dışardan içeri su nakletmez. Dolayısıyla yıkanma orucu bozmaz. (Bakınız: Büyük İslam İlmihali, Oruçla ilgili bölüm, madde: 124)
17 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Oruçlu kimse, Ramazan günü, uykuda ihtilam olsa orucu bozulmuş olmaz. Kaza ve kefaret lazım gelmez" (H.Ec. 1/23)
Açıklama: Ramazan günü, uykuda ihtilam olan kimsenin orucunun bozulmayacağını açık ve seçik olarak ifade eden bu fetva, diğer bir meselenin üzerine nazarımızı teksif etmektedir. Böyle bir kimse, guslünü yapıp namazlarını kılmaya ve diğer dini vecibelerini yapmaya devam eder. Ancak, guslederken ağzından veya burnundan su kaçırmamak için dikkat gösterir.
18 - Feyziye Fetvalarından: "İhtikaan ile oruç bozulur" (H.Ec. 1/23)
Açıklama: İhtikaan, hastayı tedavi maksadıyla makattan ilaç vermektir. Yaratılış itibariyle vücutta bulunan menfezlerden birinden içeri bir şey girse orucun bozulacağında Hanefi müctehidlerinin ittifakı vardır.
19 - Feyziye Fetvalarından: Oruçlu iken damla sakızı çiğnemek orucu bozmaz. Ancak mekruhtur" (H. Ec. 1/22)
Açıklama: Oruçlu bir kimsenin daha önce çiğnenmiş bulunan bir sakızı alıp çiğnemesi, sünnete aykırı ve mekruhtur. Hiç çiğnenmemiş damla sakızını çiğnemek ise caiz değildir. Esasen erkeklere oruçlu olmadığı sıralarda bile sakız çiğnemeleri mekruh görülmüştür. Bu hareket, erkeğin ciddiyetine uymaz. Şayet erkeğin bir özrü varsa sakızı gizli çiğnemelidir. Bu hükümler damla sakızı içindir. Çiklet nevinden olan şeyler bu hükmün dışındadır.
20 - Abdürrahim Fetvalarından: "Oruçlu, istinca (taharet almak)da içeri su kaçırsa orucu bozulur" (H.Ec. 1/22)
Açıklama: Oruçlu olan bir kimse, taharet alırken makatından su kaçırmış olsa orucu bozulur. Bunda Hanefi müctehidlerin ittifakı vardır.
21 - Feyziye Fetvalarından: "Oruçlu iken gözlerine sürme çekse, orucu bozulmaz" (H.Ec. 1/22)


  Kaza Orucu
1 - Soru: Ramazan-ı şerif ayı yaz günlerine rastladığında, kişi eline orağını almış ve çoluk çocuğunun rızkını toplamak zorunda oluyor. Ramazan-ı şerif ayının geldiği bu ayda çalışmasa geçim darlığına düşecek. Böyle bir kimse, orucunu kazaya bırakabilir mi? Orucunu kazaya bırakırsa Allah'ın huzurunda sorumlu düşer mi?
Cevap: Ramazan ayının sıcak günlere rastlaması ile bir kimsenin de çalışmak mecburiyetinde olması, orucu bırakıp ve sonra kaza etmesine cevaz vermez. Müslüman, her işini Allah'ın emrine göre ayarlamak mecburiyetindedir. Yoksa, dinin hükümlerini kendi durumuna ve keyfine göre zorlaması, kendini aldatmak ve ahiret hayatını harap etmek olur.
2 - Soru: Ramazan orucunu, hastalık sebebiyle tutamayan kimsenin ne yapması lazımdır? Orucu kaza ederken nasıl ve ne zaman niyet eder?
Cevap: Hastalık sebebiyle Ramazan orucunu tutamayan bir mü'min, iyileştikten sonra gününe gün kaza eder. Niyetini geceden (gün battıktan sonra imsak vaktine kadar olan zaman içinde) yapar. Niyetini, "En son kazaya kalan Ramazan-ı şerif orucunu tutmaya niyet ettim" şeklinde yapar.
3 - Soru: Bir kimse, Ramazan ayı içerisinde, "Yarın zor bir işe gideceğim, hava da çok sıcak" deyip oruca niyetlenmese, yalnız kaza mı lazım gelir, yoksa kaza ve keffaret mi gerekir?
Cevap: Dünyada sadece kaza, laubali hareketinden dolayı ahirette ağır bir ceza lazım gelir. Zira kefaret, oruca niyet etmemenin cezası değil, orucu bozmanın cezası olmaktadır.
4 - Soru: Bir kimse Ramazan'da, gafletinin icabı olarak sahur yemeğine uyanmasa ve sabahleyin uyandığında da niyet etmeyip oruç tutmasa buna kaza mı yoksa kaza ile birlikte kefaret mi lazım gelir?
Cevap: Sadece kaza lazım gelir. Zira kefaret, orucu tutmamaktan değil, niyet edilmiş bulunan bir orucun bozulmasından dolayı lazım gelmektedir.
5 - Soru: Kaza orucu olan bir kimse, üç aylarda oruç tutmak isterse niyeti nasıl yapacak?
Cevap: "En son kazaya kalmış Ramazan orucunu tutmaya niyet ettim" demelidir.
6 - Netice Fetvalarından: "Kendi sun'u olmaksızın kusup, orucunun bozulduğu zanni ile, iftar etse yalnız kaza lazım gelir" (H.Ec. c. 1/227
Açıklama: Kendi kendine gelen kusmalar, ağız doluu olmazsa, orucun bozulmadığında Hanefi imamlarının ittifakı vardır. Şayet kişi onu yutarak geri gönderirse, İmam Muhammed'e göre oruç bozulursa da İmam Ebu Yusuf'a göre bozulmaz.
Eğer kusma, ağız dolusu olur da kendiliğinden içeri giderse İmam Ebu Yusuf'a göre orucu bozar. İmam Muhammed'e göre bozmaz. Oruç tutan bir kimse, kendiliğinden gelen bir kusma sonunda, Hanefi imamlarının ihtilafının kati neticesini bilememesi yüzünden orucunun bozulduğunu sanıp iftar etse, sadece kaza lazım gelir. Orucunu bozma kastı bulunmadığı için keffaret icap etmez.
7 - Feyziye Fetvalarından: "Birkaç defa baygınlık geçirmekle ikindiden sonra orucunu bozsa keffaret lazım gelmez (sadece kaza icap eder)" (H.Ec. c. 1/23)
8 - Soru: Bir kimse, Ramazan orucunu tuttuğu sırada pişmemiş kuru pirinç yemiş olsa keffaret icap eder mi?
Cevap: Hayır, sadece kaza tutması yeterli.
9 - Abdürrahim Fetvalarından: "Ramazan'dan başka günlerde Ramazan orucunun kazasına niyet eden kimse orucunu (kasten) bozmuş olsa (sadece) kaza lazım olur (Fakat) kefaret icap etmez" (H. Ec. 1/22) 
Açıklama: Keffaret, Ramazan orucunun edasını bozana lazım gelirse de, kazasını bozana lazım gelmez.
10 - Abdürrahim Fetvalarından: "Ramazan'da, gündüz kuduz köpek ısırsa, kendi içtihadı veya mütehassıs bir tabibin haber vermesi ile helak olacağını zannedip ilaç içse, keffaret lazım gelmez" (H.Ec. 1/23) 
Açıklama: Kuduz köpeğin ısırması sırasında, ilaç veya iğne ile tedaviye girişilmesi, yahut hayati bir tehlike karşısında ilaç kullanılması esasen bir zarurettir. Bu sebeple keffareti gerektirmez. Ramazan çıktıktan sonra gününe gün kaza etmesi gerekir.
11 - Soru: Kulağa damlatılan şeyle oruç bozulursa sadece kaza mı, yoksa kaza ile birlikte keffaret mi gerekir?
Cevap: Sadece kaza gerekir.


    Keffaret Orucu
1 - Ali Efendi Fetvalarından: "Oruç keffareti tutanın, birkaç günü Ramazan'a tesadüf etse, o keffareti baştan itibaren tutmak gerekir" (H.Ec. c. 1/23)
Açıklama: Ramazan ayında oruçlu bulunan bir kimse, hiçbir mazereti bulunmadığı halde ve kasten orucunu bozsa kaza ile birlikte keffaret lazım gelir. Keffaret şu esas ve sıraya göre ifa edilir:
a) Köle azat etmek
b) Buna gücü yetmezse ara vermeksizin iki ay oruç tutmak
c) Buna da takat yetiremezse altmış fakire sabah ve akşam birer öğün yemek yedirmek.
Keffareti oruçla ifa edecek kimse, iki aylık orucu, hiç ara vermeden tutmak zorundadır. Mazeretli veya özürsüz olarak oruç tutmaya ara verse, keffareti yeni baştan tutması gerekir. Bu sebeple, keffaret orucu tutulurken Ramazan-ı şerif girse baştan tekrarlamak lazım gelir. Bu hüküm muvacehesinde, üzerinde keffaret borcu olan bir mü'min, onu edaya başlamazdan önce hesabını iyi yapıp sonra bağışlamalıdır.
2 - Ali Efendi Fetvalarından: "Ramazan günü oruçlu iken, rızası ile kasten şarap içmiş olsa, kaza ve keffaretle birlikte şarap içme cezası ve tazir lazım gelir" (H.Ec. c. 1/23) 
Açıklama: Bu fetvada belirtilen suç için birbirinden ayrı cezalar terettüp etmektedir. Şöyle ki: Kasten oruç bozması sebebiyle kaza ve keffaret, şarap içmekten dolayı içki içmenin haddi şer'isi ve Ramazan günü alenen oruç yemesi sebebiyle de tazir lazım gelmektedir.
3 - Behce Fetvalarından: "Keffaret için oruç tutan Hind, adet kanı görse, keffarete yeniden başlaması gerekmez ise de, temizlenince aralıksız olarak tamamlaması icap eder" (H.Ec. c. 1/23)
4 - Soru: Keffaret orucuna kalben niyet edip dil ile söylemeyi unutsam veya kasten terk etsem ne lazım gelir? 
Cevap: Her türlü niyetin mahalli kalptir. Dil ile söylemek ise müstehabtır. Bu itibarla, kalben niyet etmiş olup da dil ile niyet etmeyi unutan veya terkedenin kalbi niyeti ile orucu sahih olur.
5 - Ali Efendi Fetvalarından: "Sıtma nöbetine tutulan bir kimse, nöbetinin olduğu günde Ramazan ayı girip sıtma nöbeti tutmamış iken zeval vaktinde iftar etse kaza ve keffaret lazım gelir" (h.Ec. c. 1/22)
Açıklama: Henüz nöbet başlamamış iken, hastalığın geleceğini düşünerek oruç bozmak, zanna dayalı bir karar olur. İslam dini, kesin olan durumlara göre hareket etmeyi esas olarak almış bulunmaktadır. Zan veya vehim ile bir vazife terk veya tehir edilemez.
6 - Abdürrahim Fetvalarından: "Ramazan'da birkaç gün kasten oruç bozan kimse, (bayramdan) sonra keffaret (orucu) tutmak murat etse, her oruç bozmak için ayrı bir keffaret lazım olmayıp hepsine bir keffaret kafi gelir" (H.Ec. 1/23)
Açıklama: Keffaretlerde tedahül cereyan etmektedir. Yani hepsine bir keffaret kafi gelir. Bir namaz içinde sehiv secdesini gerektiren birkaç hatayı işlemiş olana bir tek sehiv secdesinin kafi geldiği gibi.
7 - Soru: Bir kimse yemin etmiş. Yemininden dolayı da keffaret yapması gerekiyor. Bu kimse fakir ve aynı zamanda da ihtiyar. Fakirliği sebebiyle oruç tutması gerekeceğini biliyoruz. Fakat çok yaşlı olması dolayısıyla bu kimse üç günlük oruç yerine üç fîdye-i savam verebilir mi?
Cevap: Bahsi geçen kimsenin keffaret orucu yerine fidye vermesi caiz olmaz. Zira buradaki oruç, doğrudan doğruya yeminin keffareti değildir. On fakiri giyindirmek veya on fakiri sabahlı akşamlı iki öğün yedirmek işinin bedeli olmaktadır. Bedel olan bir şeyin bedeli olamaz. Bu sebeple, bahsi geçen kimse, yemin keffareti olan oruç yerine üç fidye veremez. Yaşlılık sebebiyle tutamadığı bu oruçları kış aylarında tutmaya çalışsın. Buna da muvaffak olamaz ise, vefatından sonra üç fidyenin verilmesini vasiyet etsin. (Nuru'l-İzah, s. 136)
8 - Soru: Bir kimse, Ramazan günü, oruca niyet ettikten sonra sefere çıksa ve yolculuk sırasında orucu bozulacak olsa keffaret lazım gelir mi?
Cevap: Ramazan orucuna niyet etmiş bulunan bir mü'min, o günün orucuna devam etmelidir. Mabud-ı kerimine saygısı sebebiyle orucunu bozmamalıdır. Zira oruca niyet etmiş bulunduğu için, yolculuğun ilk gününde fazla yorgunluğu da bulunmayacağından, iftar etmeyi zaruri hale getiren durum doğmamaktadır. Bu hükümlere rağmen orucu bozacak olursa keffaret lazım gelmez. (Büyük İslam İlmihali, Oruç bahsi, madde: 160/1)
9 - Soru: Oruçlu bir kimse, çiğ et yese orucunun bozulacağı malum. Fakat keffaret gerekir mi?
Cevap: Evet, hem kaza hem de keffaret lazım gelir. (Nimetü'l-İslam, 2. kısım, s. 57)

   Nafile Oruç-Adak Orucu

1 - Soru: Muharrem ayının birinden sonuna kadar oruç tutmak sevaptır diyorlar. Ne dersiniz?
Cevap: Muharrem ayının birinden sonuna kadar oruç tutmak müstehab, dokuzu ile birlikte onuncu günü veya onuncu günü ile beraber onbirinci günü oruç tutmak sünnettir. Bunun dışına çıkan beyanlar dini bir esasa dayanmamaktadır.
2 - Soru: Bir kimse nafile oruç tutmak için sahura kalksa ve niyet etmeden yatsa ve sonra farkına varsa oruç sahih olur mu?
Cevap: Sorunuzdaki "Nafile oruç tutmak için" sözünüz meseleye ışık tutmaktadır. Onun bu maksatla sahura kalkıp yemek yemesi de bir niyettir. Zira başka zaman gece kalkıp yemek yeme adeti yoktu. Niyetin yeri esasen kalptir. Dil ile söylemek sadece müstehabtır.
3 - Feyziye Fetvalarından: "Şevvalin altı (gün orucu)nu ayrı ayrı günlerde tutmak efdaldir" (H.Ec. 1/23)
Açıklama: Ramazan-ı şerifin çıkmasından sonra, Şevval ayı içinde altı gün oruç tutan kimsenin yılın tamamında oruç tutmuşcasına sevap kazanacağı müjdesi vardır. Bu altı gün orucu, birbirini peşine tutmak caizdir. Ayrı ayrı günlerde tutmak ise efdaldir.
4 - Behce Fetvalarından: "Belirli bir günü oruçla geçirmeyi nezreden kimsenin ziyafet (e katılmay)ı özür (kabul ederek) o gün iftar etmesi mubah olmaz" (H.Ec. 1/22) 
Açıklama: Nafile oruç tutan bir kimse, öğleden önce, ziyafete gidecek olsa, ev sahibinin gücenmesinden endişe ederse orucunu bozup ziyafete katılır. Daha sonra bu orucu kaza eder. Nezredilmiş bir oruç ise vacip derecesine yükselmiş bulunmaktadır. Bu sebeple onu bozmak caiz olmaz.
5 - Soru: Bir kimse, Ramazan ayı içinde başka bir vacip oruca niyet etse, mesela, yapmış olduğu bir nezir orucuna niyet etse, adadığı oruç ödenmiş olur mu?
Cevap: Ramazan'da Ramazan orucunun edasından başka bir oruca niyet edilemez. Böyle bir vacibe niyet etse bile tutacağı oruç Ramazan orucu yerine geçer.


  Oruç Tutulması Mekruh Olan Günler
1 - Soru: Oruç tutmakta mekruh olduğu bildirilen günlerden "Nevruz" günü hangi ayın kaçıncı günüdür? Bu günde oruç tutmanın keraheti nereden gelmektedir?
Cevap: "Nevruz", Mart ayının 22'sine rastlayan güne isim olmaktadır. Bu, Rumi Mart'ın dokuzuna tekabül etmektedir. Bugün, Mecusîlik devrini yaşayan İran'dan kalma bir gündür. Onlar, bu günü takdis etmiş olduklarından biz Müslümanlar buna kıymet vermez ve bunu tazim edecek hiçbir harekette bulunamayız. Bugüne hürmeden oruç tutmak mekruh görülmüştür. İran'da vaktiyle Dahhak adında zalim bir hükümdar vardı. Halka işkence yapmakta idi. Bu hükümdarın hayat hikayesine İranlıların mübalağaya olan temayülü ile birlikte masalımsı ifadeler karışmış bulunmaktadır. Buna göre, hastalanan bu zalim hükümdara doktor suretinde görünen şeytan, ağrıyan yerine insan beyninin vurulması halinde sızının dineceğini söylemiş. Dahhak, idam mahkumlarından birinin başının kesip beyninin getirilmesini söylemiş. Kısa zamanda isteği yerine getirilmiş ve getirilen beyin ağrıyan yere vurulmuş. Ağrı dinmiş ise de kısa bir zaman sonra tekrar başlamış. Tekrar bir adamın başını kestirip beynini ağrıyan yerin üzerine vurdurmuş. Sızılar diner gibi olmuş ve bir müddet sonra bütün şiddeti ile tekrar başlamış. Bir beyin, bir beyin daha derken idam mahkumları tükenmiş. Sonra diğer mahkumlardan baş kesme işi başlamış. Bunlar da sona erince, müdafaasız halk tabakasından bir ferdi yakalayıp götürmeler ve başı kesilip beynini çıkartma işlemleri yaygın hale gelmiş.
Günlerden bir gün, Kave ismindeki bir demircinin gözleri önünde oğlunu alıp götürmüşler. Yavrusunun idama götürülmesinin acısını bütün şiddeti ile kalbinde hisseden Kave, önündeki deri önlüğü çıkarmış ve demir dövdüğü örsün üzerine çıkarak feryada başlamış. Etraftan koşuşan esnaflar ve çıraklar, halk tabakası ve eşraf büyük bir kalabalık teşkil etmişler. İşte o sırada Kave, "Ey ahali, bu zulme ne zamana kadar dayanacak ve bu zillete ne vakte kadar sabredeceksiniz? Bu zalim, bugün benim oğlumu gözümün önünde aldırıp, acısının dinmesi pahasına boynunu cellada teslim etti. Bu gidişle bir gün de sizin oğlunuz ve nihayet hepimiz bu zalimin bıçağı altında can vereceğiz. Benim arkamdan geliniz, bunun işini sona erdirelim" gibi laflar etmiş. Yüreği yanık Kave'nin sözleri, etrafındaki insanların gözlerini yaşartmış ve tesir altında bırakmış. O, önündeki deri önlüğü bir sığırın ucuna bağlayıp bayraklaştırmış ve halkın önüne düşmüş. O önde, halk da onun peşinde giderken, duruma muttali olan insanlar, sokak ve caddelere söküp edip Kave'nin peşine takılmışlar ve nihayet Dahhak'ın sarayına varıp dayanmışlar. Dahhak'ı tahtında yakalayıp işini bitirmişler ve yerine halkın teveccühünü kazanmış bulunan "Feridun" isminde birini geçirip İran'a şah yapmışlar. Bu hadise, Rumi Mart'ın dokuzuncu gününe rastlamış. İşte mes'ud ve yeni bir günün başlamasına işaret olarak "Nevruz" adı verilmiş. Ziya Paşa'nın Tercii Bend ve Terkib-i Bend adlı eserindeki
"Dahhak'ın eder mülkini bir Kave perişan"
mısraı ile Gelibolu Yazıcı Zade Mehmed Bican'ın:
"Kani Tahhakü Efridun, ki dün etti anı gerdûn"
"Kani Nemrud-u İbrahim, kani İskenderü Şeddâd"
beyitleri bu vak'adan bahsetmiş bulunmaktadır. Bu hadise İran'a ait tarihi bir vak'adır. Bizim için takdis ve tebcile değil, ibret almaya vesile olacak bir gündür. O günkü Mecusi İran'ın takdis ettiği bir güne değer vermek, ona karşı bir özenti kokusu taşıyacağından yasaklanmıştır.
2 - Abdurrahim Fetvalarından: "Mescid (cami)den başka bir yerde itikafa girmek caiz olmaz" (H.Ec. 1/23)
Açıklama: İtikafa girilecek yer, içinde cemaatle namaz kılınan bir mahal olmalıdır. Büyük camilerde itikafa girilmesi ise evladır.

 

 
  Bugün 5 ziyaretçi (17 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Hüseyin Küçük'ün Profili
Hüseyin Küçük'ün Facebook Profili
Profil Kartını Oluştur